1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Konu: Flüt

  1. #1
    Administrator ksu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2013
    Yer
    Trakya
    Mesajlar
    3.748
    Konular
    3714

    Post Flüt

    alıntıdır



    Flüt, tarih yolculuğuna 4500 yıl önce Çin’den başlamış ve ‘bambu flütü’ olarak ilk adını almıştır. Bambu kamışlarından oyularak elde edilen perde sistemleri ve ağızlık (üfleme deliği) ile bambu flütleri basit bir yapıya sahiptir. Toplam 8 delikten oluşan bu flütlerde, üfleme deliği olan ilk delik, flüte yumuşak ve derin bir tını veren çok ince zarla kaplanmıştır. İkinci delikten itibaren 6 ses deliği bulunmaktadır. Aynı ses sisteminde 8 delikli flütler yaklaşık 7000 yıl önce kemikten imal edilmiştir. M.Ö 1.yüzyılda ‘Hengcui’ adı verilen flütler, nefesli ve vurmalı sazlar arasında önemli bir yere sahiptir. 7.yüzyılda ses sistemine bir zarlanmış delik daha ilave edilerek icra edilen flütler, 10.yüzyılda Song imparatorluğu döneminde şiirli, edebi okumalara eşlik etmiş, Yuan hanedanlığı döneminde artık operaların gelişim sürecinde bugünkü vazgeçilmez yerlerini almışlardır. Bu dönemde flütler Çin’in kuzey bölgesinde bulunan gruba ait olan Bangdi ve Yangtze nehrinin güney kısmındaki gruba ait olan Qudi flütleri olarak ikiye ayrılmıştır. Bangdi ve Qudi flütlerinde berraklık, yükseklik ve açıklık bakımından tınısal farklılıklar vardır. Çok geniş ses rengi ve ifade gücü olan bu flütler, yumuşak tonlarla duygusal, romantik eserler icra ederken aynı zamanda lirik, neşeli, coşkulu tınılara da başarılı şekilde hakimdir. Flütün bir başka anavatanı da Yunan uygarlığına ait olduğu bilinen Pan Flüttür.

    Tarihi bulgulara göre ‘ilk’ flütü çalan Tanrıça Athena’dır. Athena, Eldere şehrinde (Yunanca: Aulutrene) bulunan göldeki sazlardan flütü kendi elleriyle yapmıştır. Eldere şehri, bugün Ege bölgemizdeki Afyonkarahisar ilinin Dinar ilçesindeki kazılarda bulunmuştur. Mitolojik efsaneye göre; Tanrıça Athena flütü icra ederken, sudaki yansımasında yanaklarının şiştiğini görünce kendinden tiksinerek, aleti yok eder. Uğruna tanrıların savaştığı, kanların aktığı Tanrıça Athena’nın flütü anısına Eldere şehrinin adı Flüt Çeşmesi (Aulukrene) olarak değiştirilir. Asya Türk kültüründe de Doğu Türkistan’da yapılan kazılarda M.Ö ikinci ve üçüncü bin yıllarında Türklerin de flüt kullandığı belirlenmiştir. Flütün, Avrupa’ya gelişi 12.yüzyılda Almancanın hakim olduğu bölgelerde ve ilk olarak askeri bandolarda kullanılmıştır. 17.yüzyılda Klasik Batı müziği icralarına ve Oda müziğine girişinin ardından ‘Alman Flütü’ olarak anılmıştır. Altı delikli olarak kullanılan flütler, 1600 yıllarının sonunda 3 ayrı blok olarak tasarlanarak, birbirine eklenmesiyle icra edilmiştir. 1800 yıllarında 4 tuşlu flütler sık kullanılmış, 8 tuşlu flütler de o dönemlerde geliştirilmiştir.

    Günümüzde metalden yapılan ve yatay olarak tutulup icra edilen flütlerde, gövdenin en başındaki deliğe konulan oval ağızlık yardımıyla üflenme sağlanarak, aynı anda gövde üzerinde bulunan tuşlara basılması suretiyle tınılar elde edilmektedir. Bir çok orkestranın nefesli gruplarında ya da solist enstrüman olarak icra edilen flütler, soprano seslere sahiptir. Do flütler, orkestralarda en çok tercih edilen akortta, 3 oktav ses genişliğine sahiptirler. Piccolo, alto ve bas flütler olarak ta farklı akortlarda çeşitlenmektedir. Bugün kullanılan 13 veya daha fazla delikli, tuşlu Bohemia flütler en popüler markalar arasındadır. 19.yüzyıl klasik müzik bestecilerinin ve yarattığı eserlerin sanatsal açıdan zirve yaptığı bir çağın başlangıcıdır. Ünlü Alman flüt sanatçısı Tehobald Boehm, sanatının doruğuna geldiği dönemde, flütte ses sistemlerini oluşturan mekaniklerin çağın eserlerini icra etmedeki yetersizliğini görerek, modern flütü geliştirmiştir. Flüt üzerinde bulunan ses deliklerinin istenen entonasyonda ve akustikte tınlaması için sabit aralıkta duran kapakçıklar yaparak, gövdeye eklemiştir. Ses deliklerini parmaklarıyla açıp kapamak yerine miller, yaylar ve keçe destekleriyle mekanize edilmiş metal kapaklarla, flüt icracısını tınıları daha iyi kontrol edebilme yetisine sahip duruma getirmiştir.
    Flütler, kullanılmaya başladığı çağdan bu yana orkestra, bando gibi çeşitli müzik topluluklarının solist çalgısı olmuştur. İlk zamanlarında abanoz ağacından yapılan ve günümüzde ağaç malzemeden çok nadir olarak kullanılan flütler, bakır, gümüş, krom gibi paslanmaz alaşımlardan gümüş ya da altın rengi imal edilmektedir. En kıymetli flütler, hakiki altın ve gümüşten yapılmaktadır.

    17.yüzyıldan günümüze 3 ayrı blok olarak tasarlanıp kullanılan flüt, baş, gövde ve kuyruk olmak üzere ayrılır. Flütün baş bölümünde bulunan oval ağızlıklı üfleme deliği, icracının alt dudağına yaslanarak, üflenir. Sağ omuza doğru uzanan çalgı, hafif yere doğru tutulur. Sol el ağızlığa yakın tarafta, sağ el ise kuyruk kısmındaki delikler üzerinden bulunan kapaklara basılır. Günümüzde metal olarak kullanıldığı halde müzik literatüründe tahta çalgılar grubunda sayılırlar. Diğer metal nefesli enstrümanlardan farkı metal olduğu halde, diğer tahta nefesli çalgılarla iyi uyum sağlamaktadır. Ancak tahta flütler kadar yumuşak, tatlı ve dolgun bir tınıya sahip olmasa da metal flütlerde ince (tiz) seslerde daha sağlam ve daha kolay performans sağlanır. Flüt notaları sol anahtarı üzerinde yazılır ve icra edilir. Üç oktavlık ses genişliğine sahip flütlerle, kromatik ve diyatonik sesler elde edilir. En tizde bulunan son 3 ses rahatsız edici olduğundan solo icralarda kullanılmaz, sadece orkestra içerisinde hep birlikte çalındığı kısımlarda icra edilebilirler. Tahta nefesli çalgıların çeşitli tonlarda tınlama bölgeleri bulunmaktadır. Kalın, orta ve ince ses bölgeleriyle tını ayrımları çok iyi bir dinleyici kulağı tarafından ayrıştırılır. Kalın sesler kadifemsi, yumuşak ve havalıdır. Sololarda en etkileyici performanslar bu tınılar arasında duyulur. Ancak kalın seslerin icrası esnasında orkestradaki enstrümanların sesleri biraz geriye çekilerek orkestralama yapılır. Aksi takdirde kalın seslerde flütün tınıları zayıf olduğundan diğer orkestra elemanları tarafından perdelenir. Flütün orta ses bölgesi en güzel flüt sololarının yazıldığı birinci ve ikinci oktav içerisindeki La sesleri arasındaki tonlardır. Bu bölgedeki sesler son derece tatlı ve akıcıdır. Dinleyeni yemyeşil kırların, kuş cıvıltılarının ve en güzel doğanın büyüleyici huzuruna kavuşturur. Flütteki ince ses bölgesi ise; ikinci oktavda bulunan La sesinin üzerindeki tonlardır. Sesler oldukça gür ve parlaktır. Yine ezgiler huzur ve sükunet vericidir. Bestecilerin bu tonlarda kullandığı flüt çeşidi ise Piccolo flüttür.

    Flüt, bir orkestranın solist çalgısı olarak eser içinde cantabile yani şarkı söyleyen pasajlardan, en hızlı bölümlere kadar görevler alır. Doğayı yansıtan (pastoral), buğulu, duygusal ezgileri orta seslerinde, kuş cıvıltılarını andıran, neşeli, çocuksu melodiler ise ince ses bölgeleri için yazılır. Armonik alt yapılarda uzun ses tutarak ya da eşlik yaparak önemli bir uyuşma ve kaynaşma sağlar. Orkestra eserlerinin tutti (hep beraber) çalınan kısımlarında ana melodiyi kemanlarla ya da kemanlardan bir oktav tiz olabilecek şekilde çalarak eserde zenginlik oluştururlar. Çalamayacağı çok az eser olan bu kıvrak ve marifetli çalgı diyatonik ve kromatik ezgileri, arpejleri, çok aralıklı ve görkemli pasajları bağlı ve dilli çalma üsluplarıyla başarılı şekilde icra eder. Stakato (staccato.it), tremolo, tril, grupetto gibi teknikler de yine flütte mükemmel şekilde icra edilir. Flütte, kreşendo (sesin gitgide artması) ve dekreşendo (sesin giderek azalması) yapma olanağı hiç yok denecek kadar azdır. Hatta çok ince tonlarda icra esnasında, icracının fazla nefes harcaması gerektiğinden dolayı flüt partisyonlarındaki cümle yapıları icracıya nefes aldıracak ve parçaların cümle bütünlüğünü bozmayacak şekilde ayarlanır.

  • Konuyu değerlendir: Bu konuyu beğendiniz mi?

    Flüt


    Değerlendirme: Toplam 0 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi puandır.

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •