Üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: istanbul
Teşekkür & Tepki Teşekkür: 61
Tepki:0
Karizma REP Gücü : 13163711
REP Puanı : 263273804
İletişim
Reklam Alanı yılmaz erdgoan şiirleri.. 17.10.2007 AŞK HAYATI
sevmek gibi geliyordu her şey,
sevmek gibi gidiyordu kadın
adının anlattığı, canın teni yakmasıydı,
bir bulut evet ama aslolan
bulutun suyu yağmasaydı...
"bir insanı sevmekle başlıyordu her şey"
ve boşanmak için
en az iki şahit gerekiyordu!
NİŞANLIK ÖLDÜ MÜ
koşulacak bir sancı gibi inceden
genceden aktım geceye
ihtiyar sokaklarda acemi lambalar
ve ıslak bir ışık ilkbahara
ilkbaharın günahı olmaz nasılsa...
çocuklar bulmuş, getirdiler
kanadı kırılmış bir nisan yağmurunu
nisan'ın kuyruğuna teneke bağlar mı insan,
çocuk olmasa?...
aşk şakasını kaldırır mı insan,
çocuk olmasa...
bir celsede boşanıyor mağrur bir yağmur,
nisanların yenildiği yalancı baharlarda...
ilkbaharın günahı olmaz nasılsa !
YASAYABILME IHTIMALI
Soguk ve sehirlerarasi
Otobuslerde vazgectim
Cocuk olmaktan
Ve beslenme cantamda
Otlu peynir kokusuydu babam...
Ben seninle birgun Veysel Karani'de haslama
Yeme ihtimalini sevdim.
Ilkokulun silgi kokan, tebesir lekeli yillarinda
(Ankara'da karbon monoksit sonbaharlar
Yasanirdi o zaman) ozlemeye basladim herkesi...
Ve bu hasret oyle uzun surdu ki, adam gibi
Hasretleri ozlemeye basladim sonra...
Bizim Kemalettin Tugcu'larimiz vardi...
Bir de camlarin bugusuna yazi yazma imkani...
Yumurta kokan arkadaslarla paylasilan
Kahverengi siralarda, solculuk oynamaya
basladik...
Ben doktor oluyordum sen hemsire, geri kalanlar
Kontrgerilla...
Kirmizi boyalarla umut ikliminde harfler
yaziliyordu puturlu duvarlara ve
Turk Dil Kurumu'na inat bir Turkce'yle... Agbilerimizden
Ogrendik $ harfinden orak cekic figurleri turetmeyi...
Ankara'ya usul usul karbon monoksit yagiyordu.
Ve kapali mekanlarda sevismeyi oneriyordu haber bultenleri...
Oysa Ankara'da hic sevismedim ben.
Disiplin kurulunda tartisilan askim olmadi benim...
(Sinifca gidilen pikniklerde kicimiza batan platonik
dikenleri saymazsak...)
Ankara'ya usul usul kursun yagiyordu...
Ve belli bir saatten sonra sokaga cikmamayi oneriyordu
haber bultenleri...
Oysa hic kursun yaram olmadi benim...
Ve hicbir mahkeme tutanaginda gecmedi adim...
Catismalarin ortasinda sevimli bir cocuk yuzuydum sadece...
Sana siirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen
yoktun...
Ben senin, beni sevebilme ihtimalini seviyordum suni teneffus
saatlerinde...
Okul servisi seni hep zamansiz, amansizca bir lojman
griligine goturuyordu...
Ben senin, benimle Tunali Hilmi
Caddesi@ne gelebilme ihtimalini seviyordum...
Ben senin, beni sevebilme ihtimalini seviyordum...
Yaz sicagi topraga cekiyordu tenimin
catlamaya hazir gevrekligini...
Sonra otobus oluyordum, kirik, yarik yollarin care bilmez surgunu...
Ne yana baksam dag ve deniz saniyordum
Mus ovasinin yalanci maviligini...
Otobus oluyordum bir sure...
Yanimizdan gecen trenlerle yarisiyordum
yanagim otobus caminin garantisinde...
Otobus oluyordum...
Bir ulkeden bir ic ulkeye.
Cocukluguma yaklastikca buyuyordum...
Zap suyunun sesini basina koyuyordum
sarkilarimin listesinin...
Korkuyordum...
Sonra iniyordum otobusten...
Carsidan bizim eve giden, omrumun en uzun,
omrumun en kisa, omrumun en cocuk,
omrumun en ihtiyar yolunu kosuyordum...
Cunku sonunda annem oluyordun,
babam kokuyordun sonunda...
Soguk ve sehirlerarasi otobuslerde vazgectim
cocuk olmaktan...
Ve beslenme cantamda otlu peynir kokusuydu babam...
Ben seninle birgun Van'daki bir kahvalti salonunda...
Ben seninle(sadece bilmek zorunda kalanlarin bildigi)
bir yol ustu lokantasinda...
Ben seninle, Agri dagina mistik ve demli bir cay
kivaminda bakan Dogubeyazit'in herhangi bir toprak daminda...
Ben seninle herhangi bir insan elinin
terli cografyasinda olma ihtimalini sevdim...
Ben Senin,
Beni Sevebilme Ihtimalini Sevdim!...
__________________ - H içkimse kendisini olduğu gibi anlatmaz,
herkes kendisini olması gerektiği gibi anlatır..