Üyelerimiz görüşlerini önceden onay
olmadan anında yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü
sorumluluk yazan kullanıcılara aittir, (Bütün kullanıcıların IP adresleri
tutulmaktadır) misafir.net yöneticileri itina ile icerik kontrolleri
yapmaktadır, yine de misafir.net'te yasalara aykırı unsurlar bulursanız MSN: Private@misafir.net
adresinden bizlere ulaşabilirsiniz, gereği yapılacaktır.
Katagorisinde ve Temel Dini Bilgiler Forumunda Bulunan Tevhid ne demektir? Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Kuran ve Sünnet, Mekkelilerin araya vasıta olarak koydukları bu kimselerin, geçmişti yaşamış Salih kabul edilen insanlar olduğunu ve adlarının da LAT, MENAT, ÜZZA ve HUBEL olduğunu zikreder.
أَ“ Gördünüz mü ...
İKİNCİ OLARAK :
“ … Onları şefaatçi kabul etmeleri … ”
Mekkelilerin ikinci çirkin arızaları, kabir ve türbelerde yatan Salih kabul ettik-leri kimselerin kendilerine Allah katında şefaat edeceklerine inanmalarıdır. Rab-bimiz bu hususta şöyle buyurmaktadır:
“Onlar, Allah’ı bırakıp kendilerine ne fayda ve ne de zarar veremeyen şeylere ibadet ediyorlar ve : ” bunlar Allah katında bizim şefaat-çilerimizdir.” Diyorlar. Deki : ” Allah’ın göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi Allah’a haber veriyor-sunuz?” O, anların koştukları ortaklardan uzak ve yüce’dir. ”YUNUS : 18.AY.
“ Yoksa Allah’tan başka şefaatçiler mi edindiler ? De ki: onlar hiçbir şeye güçleri yetmeyen ve düşünmeyen şeyler olsalar bile mi? “
ZÜMER : 43.AY.
Oysaki bu şekildeki bir şefaat anlayışı, Kuran-ın ve Sünnetin batıl gördüğü bir şefaat anlayışıdır. Çünkü; Allah’ın kimden hoşnut olup, ona şefaat etme izni vereceğini kimse bilemez. Bununla beraber, kime şefaat edilmesi için izin verileceğini de kimse bilemez. Dolayısıyla bu konudaki takip edilmesi gereken en sağlıklı yol; Rabbimizin kerim kitabında buyurduğu gibi :
1 – “ Bütün şefaat yetkisi Allah’ın elindedir…..”
ZÜMER: 4.AY.
2 – “ O’nun izni olmadan hiç kimse şefaat edemez….”
YUNUS : 3.AY.
3 – “ O’nun, şefaat için izin vereceği kimseler, sözünden hoşlandığı kimseler olacaktır.”
TAHA:109.AY.
4 –“ Kendilerine şefaat etme yetkisi verilen kimseler, Allah’ın izin verip tarif ettiği kimselere şefaat edeceklerdir.”
ENBİYA : 28.AY - BUHARİ : 14.C.6465. S - MÜSLİM : 1.C. 193.N
İşte bu şartlara uygun bir şefaat anlayışı, Mekke’li müşriklerin şefaat inan-cının tam tersi olan ehli tevhidin şefaat inancıdır…..
Ama Mekkelilerin ve onlara paralel inanca sahip olan kimselerin bu husustaki inancı ise :
1 – “…Allah’la kendi aralarına vesile edindikleri kimseleri, - kendi kafa-larına göre - Allah’ın velileri saymaları…..”
2 – “…..Onların şefaat yetkisine sahip olduklarına inanmaları………”
3 – “…..Evliya dedikleri bu kimselerin, kendilerine şefaat edeceğine inan-maları….”
İşte bu şekildeki bir inanç, hakkında hiçbir delilin bulunmadığı – heva ve arzulara dayalı – sapık bir inançtır……….
ÜÇÜNCÜ OLARAK : “ ….. Onları aşırı bir şekilde sevmeleri …. ”
Mekkelilerin üçüncü çirkin arızaları, araya vasıta koydukları o kimseleri; Allah’ı sever gibi sevmeleridir…….
Allah’u Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır:
“ İnsanlardan kimi, Allah’tan başka eşler tutar ve Allah’ı sever gibi onları severler. Hakkıyla iman eden kimseler ise, en çok Allah’ı severler O şirk koşanlar azabı gördükleri zaman bütün güç ve kuvvetin Allah’a ait olduğunu ve Allah’ın azabının çok çetin olduğunu anlayacaklarını keşke bilselerdi.” BAKARA : 165.AY
Rabbimizinde bildirdiği gibi Mekkeliler, Allah’ı sever gibi araya vasıta koydukları kimseleri seviyorlardı… Yani onlara ta’zim de bulunup aşırı bir şekilde itaat ediyorlardı….. Çünkü sevmenin isbatı itaattir……..
Halbu ki Allah’a hakkıyla iman eden tevhid ehli kimseler en çok Allah’ı sever, O’na gönülden bağlanır ve o’nun emirlerine itaat ederler…..Çünkü Rabbimiz, kendisini sevmenin isbatını itaate bağlamıştır….
“ De ki : Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana tabi olun ki Allah’ta sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın …….. “
ALİ İMRAN : 31.AY.
DÖRDÜNCÜ OLARAK :
“ …… Onlar için kurban kesmeleri ……”
Mekkelilerin şirklerine vesile olan arızalarından birisi de, kabir ve türbelerde yatan o kimseler için kurban kesmeleridir.
Rabbimiz bu konu da şöyle buyur-maktadır:
“ Allah’ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan Allah’a pay ayırdılar. Zanlarınca : “ Bu Allah’a bu da ortaklarımıza” dediler. Ortakları için ayrılan Allah’a ulaşmıyor, fakat Allah için ayrılan ortaklarına ulaşıyor. Ne kötü hüküm veriyorlar.”
EN’AM : 136.AY.
İbn Kesir r.h’ın haber verdiğine göre, Abdurrahman İbn Zeyd İbn Elsem tefsirinde şöyle der: Allah için ayırmış olduklarından her kestiklerini, Allah’ın ismi ile birlikte diğer ilahlarının ismini de anmadıkça kat’iyyen onu yemezlerdi.
İlahlar için ayırdıklarına ise, o ilahın ismiyle birlite Allah’ın ismini anmaz-lardı…”
İBNİ KESİR : 6.C.2839.S
“ Enes R.A’dan; Resulullah S.A.V şöyle buyurdu: İslam’da kabir yanında hayvan kesmek yoktur.”
“ Abdurrezzak şöyle dedi : - Cahiliye döneminde – kabirlerin yanında sığır veya koyun kurban ederlerdi. “
EBU DAVUD : 4.C.3222.N - ABDURREZZAK : 6690.N
Görüldüğü gibi bu hususta da Mekkeliler haddi aşmış, kabir ve türbelere adaklar adamış ve oralarda kurbanlar kesmişlerdir. Halbu ki Allah’ın Resülü s.a.v şöyle buyurmuşlardır:
“ …….Allah’tan başkası için kurban kesen kimseye Allah lanet etmiştir …”
BEŞİNCİ OLARAK : “ …… Onlar adına yemin etmeleri ….. ”
Mekkelilerin çirkin arızalarından birisi de, Allah’tan başka ilahlaştırdıkları kimseler adına yemin etmeleridir….
( … Resulullah s.a.v şöyle buyurmaktadır : Kim yemin eder ve yemininde Lat ve Uzza hakkı için derse hemen, La İlahe İllallah desin. )
BUHARİ : 10.4806.S
“ Yine bir hadislerinde : Resulullah s.a.v şöyle buyurur : “ Aziz ve Celil olan Allah sizleri babalarınızla yemin etmenizden nehyeder.”
MÜSLİM : 5.C.1646.N
Bu ve emsali deliller, Mekkelilerin Lat ve Uzza adına yemin ettiklerinin açık kanıtlarıdır….
Halbu ki İslam, Allah’tan başkası adına yapılan yemini ŞİRK kabul etmiş-tir……..
( … Allah Resülü s.a.v yine şöyle buyurur : Her kim Allah’tan başkası adına yemin ederse, kafir veya müşrik olur. )
TİRMİZİ : 3.C.1574.N - AHMED : 2 . 125
( Yine bir Hadisi Şeriflerinde : “ Allah’tan başkası adına yemin eden şirke düşer ” buyrulmuştur. )
AHMED : 1 / 47
Bu hususta tevhid ehli kimselere düşen, yeminlerinde Allah’ın adını zikret-mesi ve Allah’tan başkası adına yemin etmemesidir ……….Yemin şekli ise :
“…..VALLAHİ…” “…BİLLAHİ…” “…TALLAHİ…” DİR.
NEML : 49 –YUSUF.91 –EN’AM.23
Hulasa, Mekkelileri müşrik yapmaya yeterli olan bu arızaların yanında, daha birçok itikadi ve ameli arızaları var ki, artık bunları zikretmeye gerek yoktur.
Çünkü amacımız, tevhidin anlaşılması ve bunu ihlal edenlerin içerisinde bulundukları birkaç çirkin problemi dile getirmekti…
Allah’ın izniyle bunu da az da olsa başardık sayılır. Artık konuyla ilgili söylenmesi gereken son sözümüz şudur :
Unutmayalım ki, teknolojinin göz boyadığı ve kafa bulandırdığı içerisinde bulunduğumuz şu hayal çağında, inananların en önemli sorunları TEVHİD sorunudur.
Dolayısıyla tevhid akidesi istenildiği mana ve mahiyette öğrenilip ona uygun bir hayat yaşanmadığı sürece, içinde bulunduğumuz bu kargaşa, bu fitne ve bu zilletten kurtulmamız mümkün değildir……
Rabbimizden niyazımız; bizlere tevhid akidesi üzere bir hayat yaşamayı nasip eylesin…….