Misafir Board  
| Reklam Alanı |

Üyelerimiz görüşlerini önceden onay olmadan anında yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir, (Bütün kullanıcıların IP adresleri tutulmaktadır) misafir.net yöneticileri itina ile icerik kontrolleri yapmaktadır, yine de misafir.net'te yasalara aykırı unsurlar bulursanız MSN: Private@misafir.net adresinden bizlere ulaşabilirsiniz, gereği yapılacaktır.

MODERATÖR BAŞVURU FORMU


DİNİ KONULAR

Kürtaj Hakkında Dinimizin Hükmü

Katagorisinde ve  Sorulamayan Sorular ve Cevaplar Forumunda Bulunan  Kürtaj Hakkında Dinimizin Hükmü Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Alttaki bilgiler farklı kaynaklardan alıntıdır..... Yüzyirmi günden sonra, özürsüz olarak yapılan müdahale kesinlikle haramdır ve bir cana kıyma demektir. KONUHAKKINDA 1. BİLĞİ 1- Doğum kontrolü konusunu inceleyen fıkıhçıların çoğunluğu, sakat ...

Geri git   Misafir Board >
DİNİ KONULAR
> Sorulamayan Sorular ve Cevaplar
Anasayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Sorulamayan Sorular ve Cevaplar Utanıpta kimseye sorulamayan ve sormaya çekinilen soru cevaplar..

Tags
dinimizin, hakkında, hükmü, kürtaj, kürtaş hakkında dinimizin hükmü


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Kürtaj Hakkında Dinimizin Hükmü
Konudaki Cevap Sayısı
3
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
1127

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Alt 02-14-2008, 16:56   #1 (permalink)
Administrator
 
AdbA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
AdbA
Kullanıcı No: 26142
Konu Sayısı: 522
Mesaj Sayısı: 1,448
Üyelik tarihi: Apr 2006
Nerden: Erzurum / İspir
Yaş: 25
Teşekkür & Tepki Teşekkür: 0
Tepki:0
Karizma
REP Gücü : 100
REP Puanı : 27734789
REP Seviyesi : AdbA has a reputation beyond reputeAdbA has a reputation beyond reputeAdbA has a reputation beyond reputeAdbA has a reputation beyond reputeAdbA has a reputation beyond reputeAdbA has a reputation beyond reputeAdbA has a reputation beyond reputeAdbA has a reputation beyond reputeAdbA has a reputation beyond reputeAdbA has a reputation beyond reputeAdbA has a reputation beyond repute
İletişim
Reklam Alanı
Post Kürtaj Hakkında Dinimizin Hükmü




Alttaki bilgiler farklı kaynaklardan alıntıdır.....


Yüzyirmi günden sonra, özürsüz olarak yapılan müdahale kesinlikle haramdır ve bir cana kıyma demektir.

KONUHAKKINDA 1. BİLĞİ

1- Doğum kontrolü konusunu inceleyen fıkıhçıların çoğunluğu, sakat doğma ihtimaliyle çocuğun aldırılmasına sıcak bakmıyorlar, hatta sakat doğmuş bir çocuk sakat olması gerekçesiyle nasıl öldürülemezse, ana rahminde yaşamaya başlayan cenin de sakat doğma ihtimaliyle aldırılamaz, yani öldürülemez yorumunu yapıyorlar. Kaldı ki, diyorlar bazen sakat doğacak zannedilen cenin nur topu gibi sağlam bir yavru olarak da dünyaya gelebiliyor. Yahut da sakatlık derecesi yaşamasını zorlaştıracak boyutta olmuyor, kolay yaşayacak bir arıza ile çocuk hayatını sürdürebiliyor. Anlaşılan, verilecek aldırma kararında bu hususların iyi düşünülmesi gerekiyor...

2- Çocuğun aldırılması; ancak annenin hayatının tehlikeye girmesi durumunda caiz olabiliyor. Bu konuda deniyor ki: Rahimdeki ceninin hayatı henüz tam değildir. Ama annenin hayatı tamdır. Tam olan bir hayat, tam olmayan hayata feda edilmez. Öyle ise ölüm tehlikesi beliren bir annenin hayatını kurtarmak için nakıs hayatlı cenin aldırılabilir. Bu, meşru bir mazerettir. Bunda görüş birliği de vardır!..

KONUHAKKINDA 2. BİLĞİ

1- Döllenen menî rahimde kırk gün, irtibatsız olarak kalır.


2-
Sonra bir pıhtı olarak rahimle irtibat kurar (alaka). Bu süre de kırk gün kadardır.



3- Sonra bu yapışkan pıhtı (alaka) bir et parçası halini alır, kemikleri belirir, et
oluşur. Bu devre üçüncü kırk günün sonuna kadardır.


4- Sonra ilk üçünden
farklı bir yaratık, ya da yaratış ortaya çıkar. Bu, cenîne ruhun üflendiği safhadır. (Taberî
XVNI/9) Bir başka deyişle canlanmasıdır. Insan, ya ruhla cesedin bütünüdür ki; genel kabul
gören görüş budur; ya da sadece ruhtur. (Râzî XXlll/85) Bundan; ceninin üçüncü devre
sonundan yani 120 günden önce insan olmadığı anlaşılır. Insan oluş, bu noktadan itibaren
başlar (Taberi XVN/11). Hem diğer bir yaratış, hem de, ruhun üflenmesi bunu gösterir.



5- Onbeşinci âyetin işaretiyle, ölüm ancak bu dönemden sonra olabilir. Bu da
daha önceki üç dönemde (120 gün) ceninin ölüme elverişli, yani canlı olmadığını gösterir.

burada çok net anlatılmış anlatılmak istenen...takdir size kalmış

KONU HAKKINDA 3. BİLĞİ

Konunun iyi anlaşılması için gerekli olan bu noktalara işaret ettikten sonra, fıkhî açıdan kürtaja
baktığımızda önce şunu söylemeliyiz: Islâm fıtrat dinidir ve fıtrata yani doğru (tabiî) ve normal
olana aykırı olan her şey Islâma da aykırıdır, yani mahzurludur: Mahzuru, aykırılık gücüne
göre değişir. Az aykırı olan "mekruh", biraz daha çoğu "tahrimen mekruh", çok aykırı olan
da "haram" olur. Bu konuda fitrî olan, kadınla erkeğin bir araya gelmesi, cinsel birleşmeleri,
sonuçta da çocuğun dünyaya gelmesidir. Ancâk her kuralın olduğu gibi, bunun da istisnaları
olabilir. Yani Islâm fıkhının bu konudaki genel kaidesi: "Fıtrata ve tabiîliğe müdahale
edilemeyeceği" esasıdır. Ancak genel bir kural, bütün fertlerine temsil edilemez ve şahıslara,
özel durumlarına göre fetvâ verilir. Yani genel geçer kural ayrıdır, fetvâ ayrıdır. Fetvâ kişiye,
yere ve zamana göre değişir. Buna göre, Islâm fıkhında "çocuk aldırma" ya da "kürtaj"
denen olaya fert düzeyinde bazı hallerde ve belli bir zamana kadar fetvâ verildiğini söyleyerek
konuyu şöylece özetleyebiliriz: ·


Konu hakında Kur'ân-ı Kerîm ve Hadîsle
açıklık (ibare) yoktur. Ancak bazı âyet-i kerime ve hadîs-i serîflerde işaretler bulâbiliriz.
Meselâ: Hac 5 ile, Mü'minûn 12-15 âyetleri hemen hemen aynı noktaya işaret ederler. Biz
önce Mü'minûn 12-15. âyetlerinin meâlini verelim, sonra bazı noktalara temas edelim:
"Andolsun ki,biz insanı süzülmüş, özlü balçıktan yârattık. Sonra onu "nutfe (menî, sprem)
olarak muhkem bir karargâha (rahme) koyduk: Sonra nutfeyi (yapışkan) bir kan pıhtısı haline
getirdik. Ardından kan pıhtısını bir çiğnem et yaptık, bu çiğnemi kemiklere
çevirdik,kemiklere de et giydirdik. Sonra da onu başka bir varlık yaptık.


Şekil
verenlerin en güzeli olan Allah ne yücedir. Sonra siz bunun ardından elbette öleceksiniz."



Bunları açıklar mahiyetteki bir iki hadîs-i şerîfin meali de şöyledir: 1- "Sizden her
biriniz kırk gün annesinin karnında tutulur. Sonra bir o kadar da orada yapışkan pıhtı olur.
Sonra bir o kadar da orada bir çiğnem et halinde bulunur. Sonra da melek gönderilir ve ona ruh
üfler" (Müslim, Kader 1) 2- "...nutfe (menî parçası, sperm)nin üzerinden kırkıki gece geçince
Allah ona bir melek gönderir. O da onu şekillendirir, kulağını, gözünü, cildini, etini ve
kemiklerini yapar. Sonra da, ey Rabbim, erkek mi olacak dişi mi..." (Müslim, Kader 3) der.
Birinci hadîs âyetlerin tam açıklaması gibidir. Buna, yani âyete ve hadise göre:




1- Döllenen menî rahimde kırk gün, irtibatsız olarak kalır.


2-
Sonra bir pıhtı olarak rahimle irtibat kurar (alaka). Bu süre de kırk gün kadardır.



3- Sonra bu yapışkan pıhtı (alaka) bir et parçası halini alır, kemikleri belirir, et
oluşur. Bu devre üçüncü kırk günün sonuna kadardır.


4- Sonra ilk üçünden
farklı bir yaratık, ya da yaratış ortaya çıkar. Bu, cenîne ruhun üflendiği safhadır. (Taberî
XVNI/9) Bir başka deyişle canlanmasıdır. Insan, ya ruhla cesedin bütünüdür ki; genel kabul
gören görüş budur; ya da sadece ruhtur. (Râzî XXlll/85) Bundan; ceninin üçüncü devre
sonundan yani 120 günden önce insan olmadığı anlaşılır. Insan oluş, bu noktadan itibaren
başlar (Taberi XVN/11). Hem diğer bir yaratış, hem de, ruhun üflenmesi bunu gösterir.



5- Onbeşinci âyetin işaretiyle, ölüm ancak bu dönemden sonra olabilir. Bu da
daha önceki üç dönemde (120 gün) ceninin ölüme elverişli, yani canlı olmadığını gösterir.



6- Devreler arasının "sümme" (sonra) kelimesi ile açılması; devrelerin
birbirinden tam anlamıyla farklı olduklarını (Ebu'ssu'ûd VI/126), birbirinden diğerine geçişin
bir dönüşüm (tahavvül) olduğunu gösterir. (Râzî XXNI/84) Bu da beşinci maddede anlatılan
gerçege işâret eder.


Ruhun yüzyirmi günde üflendiği konusunda ittifak ,
bulunduğu,için ikinci hadîs; "ceninin kırk günde şekillenmesi değil, bunun melek tarafından
yazılması" şeklinde anlaşılmıştır (Dâvûdoğlu X/626).


Işte bütün bunlardan,
ötürü, Hz. Ali (r.a.), bu yedi devre geçip ruh üflenmedikçe cenine müdahalenin "ve'd" (çocuğu
diri diri gömme, yani öldürme) olmayacağını söyler (Ibnü'I-Cevzi, Zâdü'I-Mesir V/462). Imâm
Ebû Hânîfe de bunu delil tutarak; meselâ birisinin yumurta çalması ve yumurtadan onun
yanında civciv çıkması halinde, başka başka varlıklar olduğu (halk-ı âher) için, civcivi değil
yumurtayı tazmin eder, demiştir (ZaMahşerî NI/27-28). Bütün bu temel gerçeklerden ötürü tüm
Islâm fıkıhçıları, döllenmenin üzerinden yüzyirmi gün geçtikten sonra ve de zaruret yokken
çocuk aldırmanın (kürtajın) haram olduğunda ittifak etmişlerdir. Yüzyirmi günden, yani
canlandıktan sonra çocuğunu aldıran ya da ilaçla, vurma ile vs. düşüren kadın hem bir cana
kıyıp cânı olduğundan ötürü günahkârdır, öbür dünyada bunun cezasını çekecektir, hem
de dünyada çocuğun Babasına, canlı düşüp sonra ölmüşse, bir tam diyet (kan bedeli),
organları belirli olup ölü olarak düşmüşse, bir "gurra" ödemek zorundadır. Birinci halde ayrıca
bir de keffaret tutmalıdır. (Diyet; yüz deve, veya bin dinar altın, veya on ,ya da on iki bin
dirhem gümüş, yani yaklaşık olarak şu anda (1989) elli milyon (50.000.000: ) TL. Gurra ise,
duruma göre bir diyetin yirmide ya da onda biridir). Organların bir kısmının belirmiş olması
durumu da aynıdır. Ancak yüzyirmi günden (dört aydan) önce çocuk aldırmanın, ya da ilâç
vs. ile düşürmenin câiz olduğunu söyleyenler vardır ). Bazıları ise sadece kırk güne kadar
câiz olduğunu söylemişlerdir. (Hindiyye V/356; Bezzâziyye VI/370 (Hindiyye kenarında))
Bazıları da döllenme olduktan sonra, bir özür olmaksızın bunun hiç câiz olmayacağın
söylemişlerdir. Hiç câiz olamayacağını söyleyenler hacda ihramlı bir hacı adayının, bir kuş
yumurtasını kırmasının av yasağına tecavüz sayıldığını ve bundan ötürü ceza vermesi
gerektiğini delil gösterirler (Bk. Kâdihan NI/410 (Hindiyye kenarında) Ancak; yumurta ceninin
birinci değil, ikinci kırk gününe benzer. Yumurtanın birinci kırk güne tekabûl eden devresi,
kuşun karnında olduğu dönemidir, diyerek bunu itiraz edebilir. O takdirde böyle diyenlere göre
de kırk güne kadar düşürme ya da aldırma câiz olmalıdır.). Yani yumurtayı kırma, cana
tecavüz sayılmış ve (ihramlıya mahsus olmak üzere) cezayı gerektirmiştir. Öyleyse yumurta
durumundaki cenine (embriyona) müdahale de câiz olmamalıdır, derler.


Bütün
bunlardan (Hanefi mezhebi için) şöyle bir sonuç çıkarabiliriz: Meni, ana rahmine yerleştikten
sonra, ona müdahale fıtrata uygun düşmediği için hoş değildir, anormaldir. Bu anormallik
(mekruhluk da diyebiliriz) kırk güne kadar az, kırk günden yüzyirmi güne kadar biraz daha
fazladır, ama haram değildir. (Birinciye tenzihen, ikinciye tahrimen mekruh da diyebiliriz) Ama
yüzyirmi günden sonra, özürsüz olarak yapılan müdahale kesinlikle haramdır ve bir cana
kıyma demektir. Bu konuda kırk güne, bazılarına göre de yüzyirmi güne kadar işin hafif
tutulması, hattâ bazı fıkıhçılarca mutlak câizdir, denmesi sanki zayıf iradeli ve dünya
zevkine ve rahatına düşkün insanlar için verilmiş bir ruhsattır. Yoksa onlar da bunun evlâ
olduğunu söylemiyorlar.


Ancak işin bir diğer önemli yönü daha vardır: Kırk, ya da
yüzyirmi güne kadar kürtajın dinen mahzurlu olmadığını söyleyenlerin görüşü kabul edilse
dahî, mazeret olmadan bir kadının avretini başka erkeklere hattâ kadınlara göstermesinin
haram olduğu naslarla sabit bir gerçektir; dolayısıyla bu konudâ ittifak vardır. Yani, şu anda
hamile kalmış ve çocuk istemeyen kadının önüne iki yol çıkar : a-Ya bir doktorun, ebenin vs.
tıbbî müdahelesini istemek (kürtaj), b- Ya da çeşitli ilkel metodlar yahut ilaç yardımıyla bunu
kendisinin veya kocanın yapması... Birinci yola girmesi halinde avretini, zaruret olmaksızın
(zaruret yani bir özür var ise mesele yok).açmakla bir haram işleyecektir ki, bu yine ittifakla câiz
değildir. Ikinci yola girmekle, tıbbın tesbitlerine göre çok büyük bir ihtimalle sağlığını tehlikeye
atacak ve bundan, öncelikle anne zarar görecektir.


Başarılamaması halinde de
sakat ve yetenekleri körelmis çocukların doğmasına sebep olacak; böylece hem ömür boyu
vicdân azabı çekilecek; hem de aile ve toplum olarak maddi, manevi zararlar görülecektir. Adil
tıbbi İslamın hakem kabul ettiğini ve onun mahzurlu dediğine mahzurlu dediği düşünürsek, bu
uygulamanın da en azından mekruh olduğu anlaşılır.


Dolayısıyla tabiî sonuç
olarak yine, mazeret olmadan cenini aldırmanın ya da düşürmenin en azından mekruh
olduğunu söyleyenlerin görüşüne gelmiş oluyoruz. Öyleyse bu mazeretler nelerdir? Yani hangi
sebeplerle; hamile kalan bir kadın, bir kadın doktora, hamileliğinden itibaren kırk, ya da işi en
geniş tutanlarca yüzyirmi gün içerisinde kürtaj yaptırabilir? Hanefiler, bu özürlerin şunlar
olduğunu söyler:



1- Emzirmekte olduğu çocuğun sütüne zarar vermesi ve
babanın bir süt anne bulacak güçte de olmaması (Kâdihan NI/428).


2- Ortamın
bozuk olup, Islâmî terbiyenin mümkün olmaması (Hindiyye Cevâhiru'I-ahlatî adlı kitaba atfen
şu hükmü verir: "Saç, tırnak ve benzeri organları belirdikten sonra çocuk düşürmek için ilâç
kullanmak câiz değildir. Organları belli değilse câizdir. Ama zamanımızda her halûkârda câizdir
ve fetvâ da buna göredir. Devamla "organların belli olması ise ancak yüzyirmi günden sonra
olur" denir ki, bundan ruhun üflenmesi kastedilmiş olmalıdır. Yoksa, organların bu dönemden
önce de belirecegi müşahede ile sabittir (bk. Fethu'I-Kadîr N/495'den
Mevsû'atü'I-fıkhu'I-Islâmi NI/159).).


3- Kadın hastâ olup, âdil tıp tarafından
hamileliği sebebiyle hastalığının artacağını, ya da olmayan bir hastalık ortaya çıkacağının
söylenmesi.


Görüldüğü gibi fakirlik ve rızık meselesi bu konuda doğrudan bir
sebep olarak kabul edilmemiştir. Çünkü, bu Allah'ın (c.c.) her canlının rızkını vereceği, yani
O'nun "Rezzâk" olduğu inancına zıttır. Ancak fakirliğin sebep olacağı ahlakî bozuklukları
da sebep görenler vardır.


Diğer Mezheplerde Durum:


En ihtiyatli,
ya da doğruya en yakın görüşü, -eğer. telfik anlamı içermiyorsa- bazan, diğer mezheplerin
görüşlerini öğrenmekle daha rahat anlayabiliriz. Onun için:


Mâlikîlerde, döllenme
olduktan sonra, kırk günden önce de olsa cenini aldırma ya da düşürme câiz değildir.
(Şerhu'd-Dırdîr alâ-metni Halîl (Dusûki hâsiyesi ile birlikte), Mısır 1345; N/266)



Şâfiîler ve özellikle Gazalî de aynı görüştedir. Ancak mahzur ilk kırk gün içinde
az, ikinci de daha fazla üçüncü, de harama yakın; daha sonra ise ittifakla haramdır . (Gazalî,
ihyâ N/53)


Hanbelîlerde, sadece ilk kırk günde helâl bir yöntemle nutfeyi
düşürmek câizdir (er-Ravdu'I-murbi' N/316. el-Matba'atû's-selefiyye 1380: 6.8.). Ancak
mutemed görüşe göre, bu konuda bu mezhebin görüşü de Hanefiler gibidir; döllenmeden
itibaren 120 gün içinde, yani ruh üflenmeden önce cenini düşürmek câizdir. Ondan sonra
kesinlikle haramdır (el-Merdâvî, el-insaf I/386; ibn Kudâme, el-Mugnî VN/816; el-Zuhaylî,
el-Fıkhu'I-islâmî NI/232 vd.).
__________________
Ağustosta ekilen darıdan,
Kocasından sonra kalkan karıdan,
Yanında Lacivert olmayan Sarıdan,

Hayır Gelmez!
AdbA Çevrimdışı
İP: 88.250.60.138  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla

Alt 03-09-2008, 13:31   #2 (permalink)
Özel Üye
 
esmercocuk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
esmercocuk
Kullanıcı No: 109682
Konu Sayısı: 1694
Mesaj Sayısı: 2,983
Üyelik tarihi: Dec 2007
Yaş: 24
Teşekkür & Tepki Teşekkür: 147
Tepki:0
Karizma
REP Gücü : 2698561
REP Puanı : 53970574
REP Seviyesi : esmercocuk has a reputation beyond reputeesmercocuk has a reputation beyond reputeesmercocuk has a reputation beyond reputeesmercocuk has a reputation beyond reputeesmercocuk has a reputation beyond reputeesmercocuk has a reputation beyond reputeesmercocuk has a reputation beyond reputeesmercocuk has a reputation beyond reputeesmercocuk has a reputation beyond reputeesmercocuk has a reputation beyond reputeesmercocuk has a reputation beyond repute
İletişim
Reklam Alanı
Standart Cevap : Kürtaş Hakkında Dinimizin Hükmü

ınternette kurtaj fotoları yayınlanıyor ınsanın gercekten tuylerını urpertıyor ya boyle seylerı neden yaparlar anlama sakatta olsa dogurulur ınsanlar bılmelıkı ALLAH ın erdıgı canı ALLAH alır
esmercocuk Çevrimdışı
İP: 88.230.51.54  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 07-04-2008, 17:05   #3 (permalink)
Müdavim
 
delijack - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
delijack
Kullanıcı No: 54141
Konu Sayısı: 3
Mesaj Sayısı: 51
Üyelik tarihi: Apr 2007
Teşekkür & Tepki Teşekkür: 0
Tepki:0
Karizma
REP Gücü : 7
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : delijack will become famous soon enough
İletişim
Reklam Alanı
Standart Cevap : Kürtaj Hakkında Dinimizin Hükmü

valla arkadaşlar çocuk doğarsa bakamassan günahı senin olur sahip çıkmassan yine senin olur acı çektirirsen yine senin öldürürsen yine senin olur sen seç hangisinin doğru olduğuna mantığın karar versin ama hangisinin günahı daha büyük onu huzuruna çıkınca anlarsın kim ne derse yalandır bence öle bir durum başına gelirse ki allah korusun sen içten bi duayla yardım iste eminim niyetin iyiyse cevabın da bir mucizeyle sana gelir
delijack Çevrimdışı
İP: 85.101.196.201  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 07-04-2008, 17:19   #4 (permalink)
TATLI ANNE
 
Ceren&128 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Ceren&128
Kullanıcı No: 71074
Konu Sayısı: 449
Mesaj Sayısı: 1,578
Üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: istanbul
Teşekkür & Tepki Teşekkür: 53
Tepki:0
Karizma
REP Gücü : 13163711
REP Puanı : 263273804
REP Seviyesi : Ceren&128 has a reputation beyond reputeCeren&128 has a reputation beyond reputeCeren&128 has a reputation beyond reputeCeren&128 has a reputation beyond reputeCeren&128 has a reputation beyond reputeCeren&128 has a reputation beyond reputeCeren&128 has a reputation beyond reputeCeren&128 has a reputation beyond reputeCeren&128 has a reputation beyond reputeCeren&128 has a reputation beyond reputeCeren&128 has a reputation beyond repute
İletişim
Reklam Alanı
Standart Cevap : Kürtaj Hakkında Dinimizin Hükmü

KÜRTAJ VE İLGİLİ HÜKÜMLER (Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Celal Yıldırım, Konya, Uysal Y. C.4.S.73 v.d.)

Kürtaj deyimi aslında bir kemik çıbanını, bir yere yapışık bulunan maddeleri kazımaya denir. Bu terim konuşma dilinde, daha çok döl yatağının (ana rahminin) içini kazıyarak cenini (organları ile belirmiş çocuğu) almak anlamında kullanılır.

Hekimlikte de bu işe "Kürtaj" denilmekle birlikte, dölyatağı içindeki mikropların, poliplerin, bir doğum ya da düşük sonunda kalan parçaların artıklarının temizlenmesi de aynı adla anılır.

Ana rahminde şekillenmeye başlayan ceninin kürtajla alınması üzerinde çok şeyler yazılmış ve söylenmiştir. Biz bunun tıbbi yönden sakıncalarını veya bazı iddialara göre yararlarını anlatacak değiliz. Bizi ilgilendiren husus, cenin ana rahminde teşekkül ettikten sonra zaruri bir hal bulunmadığı halde onu kürtajla almak ve aldırmak caiz midir? Müctehid imamların bu konudaki ictihad ve tesbitleri nelerdir?

Birçok meselelerde olduğu gibi, kürtaj konusunda da imamların nüans farkıyla da olsa görüşleri farklıdır:

a) Hanefi imamlarına göre, ana rahminde teşekkül eden çocuğu -zaruri bir hal olmadığı halde- kürtajla aldırmak bir cinayettir. Ancak bu cinayet bir yüzüyle cana kıymaktır, diğer yüzüyle annenin bir parçasına dokunmaktır.

b) Maliki, Şafii ve Hanbeli imamlarına göre: Kürtaj iki cinse karşı işlenen bir cinayettir. Çünkü burada ceninin hayatına bir tecavüz sözkonusudur.

Kürtajla İlgili Ayetlere Gelince:

Bilindiği gibi, kürtaj bir bakıma bir canı yoketmek demek olduğundan cinayet sayılmıştır. Kur'an'da üç yerde genel manada bundan bahsedilir. Genel manadan kastımız, mutlak anlamda çocuğu öldürmektir. Bu, ana rahmindeki cenini düşürmek manasına geldiği gibi, doğan çocuğu öldürme manasına da gelmektedir.

"De ki (Ey Allah'a karşı yalan uyduranlar!) Gelin de Allah'ın size neleri haram kıldığını okuyup (haber vereyim): Hiç bir şeyi O'na ortak koşmayın; ana-babanıza iyilikte bulunun. Yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin; -sizin de onların da rızkınızı biz veririr- hayasızlığın açığına da gizlisine de yaklaşmayın; Allah'ın haram kıldığı canı -haksız yere- öldürmeyin." (Kur'an-l Kerim, En'am: 151)

Kur'an burada "öldürmeyin!..." tabirine esneklik katmış, çağın özelliklerine göre, hüküm çıkarılmasını kolaylaştırmış. Yani usul ilmine göre, ayet mücmel bırakılmıştır. Açıklaması hadislerle, yoksa ictihad yollarıyla yerine getirilir.

Burada şu üç husus ayetin kapsamına girer:

1- Ana rahmindeki çocuğu kürtaj ve benzeri bir fiille düşürmek veya almak,

2- Doğan bir çocuğu bilerek öldürmek,

3- Çocuğu eğitimsiz bırakıp onu ruhen öldürmek.

Birinci ve ikinci şekil, cinayet sayılır. Birincisinin cezasını ve haram kılındığını yukarıda açıklamıştık. İkincisi ise bilerek öldürüldüğü taktirde tam bir cinayet sayılır ki kısas gerekir. Üçüncüsü ise, büyük günahlardan biridir.

Çocukların öldürülmemesi hakkındaki ayette iki ayrı anlatım biçimi yer almıştı: En'am Suresinde "Sizin de onların da rızkınız) biz veririz" buyuruluyorken, İsra Suresinde: "Onları da, sizi de biz rızıklandırınz" buyurulmuştur. Kelime konumundaki değişiklik tekrar değişik hükümler getirmiştir: Birinci şekilde küçük çocuklarınızı -fakirlik korkusuyla- öldürmeyin, çünkü sizin ve sizinle birlikte onların rızkını biz veririz, buyurarak küçük yavrular size verdiğimiz rızıkla rahatlıkla geçinebilirler. O nedenle endişeye mahal olmadığı hatırlatılıyor. İkinci şekilde ise, baba ile ana'nın rızıklanmakta bir gün gelir de büyüyen çocuklarına tabii olacakları, ihtiyaçların karşılıklı yardımla gerçekleşeceği belirtiliyor. Büyüyüp hayata atılan çocuklar iş sahibi olduklarında kendileri için hazırlayacakları rızıkla pek ala fakir düşen ana-babalarını da geçindirebilirler. Bu fazla bir masraf ve külfeti gerektirmez.

"Çocuklarınızı fakirlik endişesiyle öldürmeyin. Biz onları da sizi de rızıklandırırız. Şüphesiz ki onları öldürmek büyük bir suçtur." (Kur'an-ı Kerim, İsra: 31.)

Kur'an bu ayetle de kürtajı yasaklıyor. Cenin ana rahminde oluştuktan sonra artık ona dokunulmaz. Annenin hayatı sözkonusu olup, uzman dürüstlüğüne güvenilir tabibler tarafından herhalde çocuğun alınması gerektiği belirtilirse, o taktirde cevaz verilebilir.

Kadına ilaç vererek veya döverek veya rahime bir şey salarak ya da korkutarak çocuğunun düşmesine yol açmak veya kürtajla almak cinayet kabul edilir. Çocuk, kadının kendi fiiliyle düşürülse yine hüküm değişmez.

"Kıyamet günü kız çocuğuna hangi suçtan dolayı öldürüldüğü sorulduğu zaman..." ( Kur'an-ı Kerim, Tekvir: 8)

Bu ayetle, diri diri öldürülen kız çocuklarının hakkının kıyamet günü ortaya çıkarılacağı ve gereken kısaslama yapılarak ilahi adaletin tecelli edeceği açıklanıyor. Buradaki kısaslamadan maksat, cinayeti işleyene, suçuna uygun cezanın verilmesidir.

Kürtajla İlgili Hadisler:

İbn-i Me'sud (r.a.) Peygamber (s.a.v.) Efendimize soruyor:

- "Hangi günah daha büyüktür? Allah Rasülü cevap veriyor.

- Seni yarattığı halde Allah'a denk, ortak ve benzer koşman.

- Ondan sonra?

- Seninle beraber oturup (hazırlanan yemekleri) yer korkusuyla çocuğunu öldürmen...

- Ondan sonra?

- Komşunun karısıyla zina etmen..." (Buhari. Müslim.)
__________________
-Hiçkimse kendisini olduğu gibi anlatmaz,
herkes kendisini olması gerektiği gibi anlatır..
Ceren&128 Çevrimdışı
İP: 85.102.188.99  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Dinimizin kolaylık Dini olduğuna Dair tatbikatten CAS Temel Dini Bilgiler 0 10-07-2007 22:35
kürtaj cinayettir. (görüntülü) slm_byby Sağlık 0 12-08-2006 15:31
Kürtaj Cinayeti (+18) eLifLendim Korkunç Videolar 0 11-16-2006 15:33
Kürtaj Suave Aile - Evlilik - Annelik ve Bebek 3 07-23-2006 22:57
Bebek Ve Kürtaj Privacy Kitap Tanıtımları 1 06-08-2006 19:14



Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0
vBulletin Style by: Private