| Reklam Alanı |
REKLAM ALANI

Üyelerimiz görüşlerini önceden onay olmadan anında yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir, (Bütün kullanıcıların IP adresleri tutulmaktadır) misafir.net yöneticileri itina ile icerik kontrolleri yapmaktadır, yine de misafir.net'te yasalara aykırı unsurlar bulursanız MSN: Private@misafir.net adresinden bizlere ulaşabilirsiniz, gereği yapılacaktır.

MODERATÖR BAŞVURU FORMU

Başvurunuz yaptıktan sonra lütfen Private@misafir.net MSN adresi ile irtibata geçiniz...
REKLAM ALANI
>REKLAMI KAPAT <

Ana Sayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et
Geri git   Misafir Board >
SEVGİ VE AŞK
> Şiirler

Şiirler Aşk Şiirleri

Tags
aşk, binmiş, bir, değil, gün, ömürmüş


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Bir değil binmiş Aşk.. Gün değil ömürmüş Aşk
Konudaki Cevap Sayısı
18
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
484

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Alt 03-20-2009, 14:06   #6 (permalink)
Acemi Kullanıcı
 
ciciprenses - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
ciciprenses
Kullanıcı No: 244824
Konu Sayısı: 2
Mesaj Sayısı: 20
Üyelik tarihi: Mar 2009
Yaş: 19
Teşekkür & Tepki Teşekkür: 0
Tepki:0
Karizma
REP Gücü : 129
REP Puanı : 1
REP Seviyesi : ciciprenses is on a distinguished road
İletişim
Reklam Alanı
Standart --->: Bir değil binmiş Aşk.. Gün değil ömürmüş Aşk


REKLAM ALANI

Zehir Olup Dolaşssan Damarlarımda...

Gecenin karanlığına yaslanıp gözlerine yıldızları ördüğüm zaman diliminden yazıyorum bu pulsuz mektubu.
Yüreğimi kelimelere ilmekleyip yine sana yağıyorum yağmurlara gebe kalmış yüreğimle.
Bir gece yarısı içten ice kanayan yokluğunu gözlerime gömüp her sabah güneş ile yine sana doğuyorum.
Perdelerine eğilip gözlerinin karanlık duvarlarını yıkıyorum kirpiklerimde asılı kalmış gözyaşlarımla.
Dağınık saçlarını rüzgarla tarayıp bulutlarla taçlandırılmış dağlarımın son kardelenlerini örüyorum saçlarının ince tellerine..


Seni hasret kelimelerinin dilsiz duvarlarına çizilmiş bir figürden öte kelebegin gözyaşlarıyla yazıyorum.
Nedenini soracak olursan gülüm; toprağa düşen her gözyaşında ciceklerin dudaklarında her zaman yaşa diye.
Biliyorum her canlı gibi bir gün vuslat şurubunu Azrail'in avuçlarından kana kana içecegiz.
Her insan gibi toprağı gözlerinden öpüp bulutların kanatlarında bu dünyadan göçecegiz .
Lakin unuttuğun birşey var sevdiğim.
Bedenler çürüse de, diller unutsa da satırlara ilmeklenmiş gözlerin her zaman yaşayacak. Sen benim yürek bahçemde Zümrüd-ü Anka'nın gözyaşlarıyla beslenen ve gözlerimde nefes bilinen bir yudum ömürsün


Her gün gözlerinde yeniden doğmak için avuç içlerine bir bebek gibi kıvrılıp soluklarına gömülüyorum yine.
Kirpiklerine yaslanmış rüzgarların kanatlarına uzanıp gözlerinin huzurunu soluyorum.
Yalnızlık anbarından bir dirhem sevgini dudaklarıma değdirip sana geliyorum. Toprağa mevzilenmiş güneşe seni anlatıp sonsuzluğa çiziyorum güllerin gözyaşlarında yıkanmış ismini.
Seni " sende " yaşamaya geliyorum.
Şehvet yüklü duygularına kiracı olmaya değil; dizlerinde kütük misali ağlamak için yüreğine geliyorum.
Ben gözlerine kangren acıları sermeye değil; yüzünün coğrafyasında cicek açmış gülüşleri gözlerine ilmeklemeye geliyorum.
Yaşadığım şehrin tüm ışıklarını söndürüp yüreğinin aydınlığında karanlıklarımı ezmeye geliyorum.
Haydi gözyaşlarınla sil terli yüreğimi, gülüşlerinle öp seni kirpiklerinden kıskanan gözlerimi. Nefeslerinden bir yudum sun susuz dudaklarımın kurak topraklarına.
Yanına geldiğimde, zehir olup dolaşsan damarlarımda.
Durma sevdiğim, imkansızlığına gömülmektense gülüşlerinin kurak toprakları olsun mezarim.
Üşüdüm mü toprağın altında, sarılırım avuç içlerine bir cocuğun annesinin göğsüne kıvrılması gibi.
Susadım mı, kirpiklerine uğrar kana kana içerim sevgini..

Şimdi şehrimin tüm ışıklarını söndür ve şah damarıma sür kör bıçaklarını. Varlığının huzurunda sonlansın sen kokan kelimelerim.
Bir yudum mutluluğun hazzında vur beni.
Gözlerim, gözlerinden başka yurt bilmesin.
Dizlerim, yüreğin gölgesinde toprağa sarılıp son kez gözlerinde gülümsesin Cennetin gölgelerine.
Saçlarından örülmüş darağacındaki urganım olsun parmakların.
Zehir olup dolaşsın damarlarımda keskin bakışların.
Şimdi seni seviyorum diyen dilime kilit son kez vur ve şah damarımdan süzül içeriye. Zehrini sür hücrelerimin dudaklarına.
Bal diye kana kana içsin damarlarım ölümün zehrini.
Ne olur üzülme hicranım.
Ölüm, senin kollarından gelmeli.
Çünkü; sen benim yüreğimin satırlarına örülmüş ölümsüzlüğümsün





Günahlarına kefil olmuşken,
Şah damarlarımdan süzül içeriye.
Zehrini bal diye içerim sen bende yaşarken.
Şehrimin tüm ışıklarını söndürüp
Acılarını kilitle üzerime.
Kurtlanmış sancıları giydirip bedenime,
Ölümün ipini geçir gözlerime

Ne olur sus ölüm meleğim,
Dizlerine eğilsin yüreğim.
Senin ellerinden ölmenin ödülünü
Göğsümün sol yanına takayım.
Haydi zehir olup dolaş damarlarımda.
Azrail'in kollarına senin avuçlarından kanatlanayım...
ciciprenses Çevrimdışı
İP: 212.174.15.5  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 03-20-2009, 14:07   #7 (permalink)
Acemi Kullanıcı
 
ciciprenses - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
ciciprenses
Kullanıcı No: 244824
Konu Sayısı: 2
Mesaj Sayısı: 20
Üyelik tarihi: Mar 2009
Yaş: 19
Teşekkür & Tepki Teşekkür: 0
Tepki:0
Karizma
REP Gücü : 129
REP Puanı : 1
REP Seviyesi : ciciprenses is on a distinguished road
İletişim
Reklam Alanı
Standart --->: Bir değil binmiş Aşk.. Gün değil ömürmüş Aşk

YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN...

Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?

Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz

duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek.

Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak.

Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde.

Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.

Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?

Nereden bileceksin?

Sen benimle hiç olmadın ki.

Olsaydın avuçlarım terlemezdi...

Isırmazdım dilimin ucunu...

Özlemezdim seni yanımdayken...

Kıskanmazdım.

Korkmazdım yollarda yürümekten.

Islanmazdım yağmurlarda...

Yıldızlara aya dert yanmaz,

böyle her şarkıda serhoş olmazdım.

Korkmazdım seni kaybetmekten

ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize...

Ve her kulaçta

haykırırdım seni..

Ama sen hiç benimle olmadın ki...

YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN...
ciciprenses Çevrimdışı
İP: 212.174.15.5  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 03-20-2009, 14:07   #8 (permalink)
Acemi Kullanıcı
 
ciciprenses - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
ciciprenses
Kullanıcı No: 244824
Konu Sayısı: 2
Mesaj Sayısı: 20
Üyelik tarihi: Mar 2009
Yaş: 19
Teşekkür & Tepki Teşekkür: 0
Tepki:0
Karizma
REP Gücü : 129
REP Puanı : 1
REP Seviyesi : ciciprenses is on a distinguished road
İletişim
Reklam Alanı
Standart --->: Bir değil binmiş Aşk.. Gün değil ömürmüş Aşk

Sözlerin artık ikna etmediği bu yaşımda,
ağlamak da artık zor geliyor,
zoruma gidiyor.
Benden sana, söylemesi zor, yazması kolay bir kelime;
Hoşçakal.
Aldatıldığımı bildiğim bu geceden sana son bir yazı,
son bir hatıra.
Seni her çağırdığımda, artık yüreğime yumruk atamayacaksın.
Ben de bir başkasının yasak bahçesine uğramayacağım.
Artık ne gelmeni isteyeceğim, ne de kalmanı....
Bu akşam masamdaki tek bir mumu kendim için yaktım.
Senin oturduğun iskemle boş, ev boş...
İhanetin resmi boşlukta çizili...
Şimdi sen bir başka masada başka gözlerlesin.
Yüreğindeki pembe yalanlar büyüdükçe büyüyor.
Karaya çalan pembeler...
Kim, kimi kandırıyor bu alemde?
Kumdan kalelerimiz her dalgada yıkılıyor.
Kimseyi yolundan döndürecek gücüm yok artık.
Dayanıksızım, dayanaksızım...
Olduğun yerde kal...
Hoşçakal...
ciciprenses Çevrimdışı
İP: 212.174.15.5  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 03-20-2009, 14:08   #9 (permalink)
Acemi Kullanıcı
 
ciciprenses - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
ciciprenses
Kullanıcı No: 244824
Konu Sayısı: 2
Mesaj Sayısı: 20
Üyelik tarihi: Mar 2009
Yaş: 19
Teşekkür & Tepki Teşekkür: 0
Tepki:0
Karizma
REP Gücü : 129
REP Puanı : 1
REP Seviyesi : ciciprenses is on a distinguished road
İletişim
Reklam Alanı
Standart --->: Bir değil binmiş Aşk.. Gün değil ömürmüş Aşk

Aşktan Bahseden Bütün Şarkıları Azat Ettim Beynimden

Aşktan bahseden bütün şarkıları
Azat ettim beynimden bu gece..
Çenemde kilitli kalmış bütün cümleleri
Ki özgür olsalar da söylenmeyeceklerdi belki çoğu !!
Sana Seninleyken
Sensizlikten bahseden cümlelerimin

Aşkı anlatan bütün şarkıları
Azat ettim beynimden
Hani o üç kuruşa meyhane köşelerinde okunan
Hani o üçüncü kadehten sonra olma sahte kahramanların
Alkol kokan ağızlarından geceye yayılan
O ucuz şarkıları.

Acıları alkolle evcilleştirmenin bir faydası yok
Yahut bütün şarkıları silip atmanın beynimden
Bu gece bir şiir yazsam yeter
Sana
Seninleyken
Seni özlemeyi anlatan...
ciciprenses Çevrimdışı
İP: 212.174.15.5  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 03-20-2009, 14:08   #10 (permalink)
Acemi Kullanıcı
 
ciciprenses - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
ciciprenses
Kullanıcı No: 244824
Konu Sayısı: 2
Mesaj Sayısı: 20
Üyelik tarihi: Mar 2009
Yaş: 19
Teşekkür & Tepki Teşekkür: 0
Tepki:0
Karizma
REP Gücü : 129
REP Puanı : 1
REP Seviyesi : ciciprenses is on a distinguished road
İletişim
Reklam Alanı
Standart --->: Bir değil binmiş Aşk.. Gün değil ömürmüş Aşk

Hayatının yarısına ağlıyordu



Acil servisin iç burkan kokusuyla verdiği davete karşılık verdi. Hasta yakını gibi görünmeyi becerebildiği ve acil servisin güvenlik görevlileri her gece değiştiği için bir acı sevici olduğunu yine belli etmemişti. Doktorlar servisin dışında sohbet ettiğine göre içerisi kalabalık değildi. ‘Kesat bir gece.’ diye geçirdi içinden; ama ölümün kapıyı ne zaman çalacağının belli olmayacağını bir imam kadar iyi biliyordu.

Tepedeki hastaneye çıkan yokuştan siren sesleri duyuldu. Gözleri hiçbir ölümlünün göremeyeceği bir biçimde karanlık karanlık parladı. O, bu ninni sesinin yumuşaklığıyla ölgün gözlerini yumdu. Bir sinema kapısında aşığını bekleyen geçkin bir dul kadar heyecanlıydı. Ambulans kapıya dayandı. Hasta altmış yaşlarında bir kadındı. Yanında kocası olduğunu tahmin ettiği, lacivert çizgili pijamasının üzerine gri bir süveter giymiş, sakallı, aynı yaşlarda bir adam kaygılı, sulu gözlerle kadına bakıyordu. Birileri ‘sedye’ diye bağırıyordu. Yaşlı adam çatlak, güçsüz bir sesle ‘sedye’ diye bağırmak istiyordu. Olmuyordu.

Kadını acil servise aldılar. Kocası dışarıda kalmıştı. Yaşlı adam dünyanın neresinde olduğundan habersiz etrafına görüşsüz gözlerle bakıyordu. O, ciğerlerini korkunun soğuk kokusuyla dolduruyordu. Sırası gelmişti. Şimdi hasta yakını rolünü oynama zamanıydı. Yaşlı adamın yanına yaklaştı, koluna girdi. Yaşlı adam ne koluna girene baktı, ne de yürümekte olduğunun farkındaydı. Acı sevici, adamı dışarı çıkardı. Cebinden sigara çıkardı, ihtiyara uzattı. İhtiyar aldı, dudaklarının arasına koydu. Acı sevici, adamın sigarasını yaktı.

İhtiyar: ‘Beyin kanaması’ dedi, ‘Ne olduğunu anlamadım. Tansiyon dediler. Ambulans geç geldi. Yığıldı. Yarın oğlumlar gelecek. Çok hızlı geldik. Yığıldı birdenbire. Sofra da öyle kaldı. Tansiyon dediler ama… Oğlan olsaydı yanımda şimdi… Beyin kanamasından ölür mü insan?’

İhtiyar hep yere bakıyordu. Acı sevici, acısını yüzünden emiyormuş gibi ağzı sulanarak adamı izliyordu.

İhtiyar: ‘Oğlum olsaydı…’ dedi.
Sonra da oğlunu aramak geldi aklına. Cebinden telefonunu çıkardı. Bir lastik iple boynuna tutturduğu gözlüğünü, sarktığı yerden alıp yüzüne taktı. Oğlunun numarasını çevirdi.

Karşı taraf cevap verdi. Acı sevici, kurbanına daha bir yaklaşmıştı.
‘Annen hasta. Yarın gelecektiniz. Yarın gelmeyin. Şimdi gelin. Hastanedeyiz. Ambulans geç kaldı. Ama çok hızlı gidiyordu. Tansiyon dediler. İnsanın beyni mi kanarmış? Tansiyondan dediler. Tamam.’

İhtiyar sessiz sessiz ağlıyordu. Acı sevici, adamın göz yaşlarını cebinden çıkardığı kağıt mendille siliyordu. Ağzının kenarında belli belirsiz bir çizgi şeklinde bir gülümseme uzuyordu göz yaşları eline değdiğinde. Arada bir de ağzına biriken salyaları yutuyordu. İhtiyar başını yerden kaldırıp acı sevicinin yüzüne ilk kez baktı. ‘Allah razı olsun.’ dedi. Acı sevici başıyla adamı selamlayıp içeri girdi.

İhtiyar cebinden bir sigara alıp yaktı. Acı sevici, içerden adamı izliyordu.
Kısa, sarı saçlı, dişi bir doktor, uzun bedenini beyaz önlüğü içinde bir kuğu zarifliğinde, bir ölüm yumuşaklığında acil servisin kapısından çıkarıyordu. Acı sevici bakışlarını hemen doktora yön etti. Kadın, ‘Remziye Yıldız!’ diye bağırdı, ‘Remziye Yıldız!’

İhtiyar sigarasını yere atıp kendisini çağıran sese doğru gidiyordu. Kadın doktorun önüne dikildi. Doktor yaşlı adamın kırmızı gözlerine bakıp:
‘Tüm müdahaleleri yapmamıza rağmen hastayı kaybettik’ dedi, ‘Başınız sağ olsun’.

Adam anlamamış baktı.
‘Kayıp mı ettiniz?’
Doktor bir şey demeden adamın yüzüne bakıyordu.
İhtiyar kadına öfkeyle:
‘Ambulans geç geldi!’ diye bağırdı.
Doktor, ‘Üzgünüm’ dedi.
Adam, ‘Öldü mü?’ diye sordu.
Doktor başıyla ‘evet’ ledi, ‘Cenazeyi istediğiniz zaman alabilirsiniz.’

Adamın başı önüne düştü. Kadın, üzgün olduğunu anlatan cümlesini, yaşlı adamın, gözü yaşlı adamın omzuna eline koyarak yineledi ve acil servisin kapısından içeri girdi.

İhtiyar dışarı çıktı. Sigara yakacaktı, beceremedi. Sigarayı yere attı. Sonra kendini yere attı. Hüngür hüngür ağlamaya başladı. ‘Ambulans geç geldi!’ diye bağırıyordu. Güvenlik görevlilerinin adamı kaldırmak için davrandığını gören acı sevici, onlardan önce ihtiyara ulaştı. Görevlilere, ‘ben ilgilenirim’ gibisinden bir işaret yaptı. Görevliler ihtiyarı, acı sevici olduğunu bilmedikleri adama bıraktı.

İhtiyar hala ağlıyordu. Hayatının yarısına ağlıyordu. Bundan sonrası eksik kalan hayatına ağlıyordu. Acı sevici, adamın acısını ellerini doladığı koltuk altlarından emiyordu. İhtiyarı ambulansların arkasındaki banka oturttu. Bir sigara yakıp ihtiyarın dudakları arasına yerleştirdi. İhtiyar çabuk çabuk birkaç nefes çekti. Biraz sakinledi. Başını kaldırdı. Arka arkaya dizilmiş olan hareketsiz ambulansları gördü. Akıl almaz bir çeviklikle kalkıp ambulansları tekmelemeye başladı. Acı sevici, öfkeyle karışık acının dayanılmaz cazibesiyle adamı yakaladı, yerine oturttu. İhtiyarın sakallı yüzünü ellerine alıp gözlerine baktı. Tıslar gibi bir sesle ‘Herkes ölür.’ dedi. Ellerini adamın yüzünden çekti. Ayağa kalkıp tıslamaya devam etti: ‘Şimdi acını yaşamalısın.’

Ardında bir ölüm meleğiyle konuştuğunu sanan adamı bırakıp hızlı adımlarla uzaklaştı.

Evine geldi. Acıdan bitkin düşmüştü. Kıyafetlerini çıkarmadan bedenini yatağa serdi. Bir süre mutluluk dolu bir gülümseyişle karanlığın gizlediği tavana baktı. Sonra gözlerini yumup ağlamaya başladı.

alıntıdır
ciciprenses Çevrimdışı
İP: 212.174.15.5  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:51 .


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0
İnternet-Tr