| Reklam Alanı |
REKLAM ALANI

Üyelerimiz görüşlerini önceden onay olmadan anında yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir, (Bütün kullanıcıların IP adresleri tutulmaktadır) misafir.net yöneticileri itina ile icerik kontrolleri yapmaktadır, yine de misafir.net'te yasalara aykırı unsurlar bulursanız MSN: Private@misafir.net adresinden bizlere ulaşabilirsiniz, gereği yapılacaktır.

MODERATÖR BAŞVURU FORMU

Başvurunuz yaptıktan sonra lütfen Private@misafir.net MSN adresi ile irtibata geçiniz...
REKLAM ALANI
>REKLAMI KAPAT <

Ana Sayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et
Geri git   Misafir Board >
HER TELDEN - SERBEST KÜRSÜ
> Serbest Kürsü

Tags
korkmuyorum, kötülüğümden, kötülüğümden korkmuyorum


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Kötülüğümden Korkmuyorum
Konudaki Cevap Sayısı
0
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
98

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Alt 12-02-2008, 16:57   #1 (permalink)
B.h.brdym.
 
NiSaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
NiSaN
Kullanıcı No: 51999
Konu Sayısı: 1396
Mesaj Sayısı: 4,200
Üyelik tarihi: Apr 2007
Nerden: HAMBURG
Teşekkür & Tepki Teşekkür: 654
Tepki:0
Karizma
REP Gücü : 1763
REP Puanı : 135
REP Seviyesi : NiSaN isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
İletişim
Reklam Alanı
Standart Kötülüğümden Korkmuyorum


REKLAM ALANI

CEZMİ ERSÖZ...........
Kötülüğümden korkmuyorum... Bırakıyorum kendimi ona. Diplere doğru usul usul sürüklenişimizi seyrediyorum...
Sürüklendikçe anlıyorum ki kötülüğüm benden daha eski, benden daha gerçek. Ve benden daha cesur.
Hiçbir dostumun öğretmediği, hiçbir kitapta yazılmayan şeyler öğreniyorum ondan...
Hayat derinleşiyor. Kentler büyüyor. Sokaklar ıssızlaşıyor. Canı yanmış çocukluğum geçiyor yanımdan. Hem bilge, hem ezberci. Hem inanmış, hem korkak. Bağırıyor sesini arayan sesinle: Sevmeye acele et... Çok az zamanın kaldı. Sevmek için acele et...
Kötülüğüm hayatımı derinleştiriyor, sezgilerimi aydınlatıyor ve büküyor boynumu. Kendimi tanıdıkça tedirginliğim artıyor. Azalıyor yalanlarım. Adımı ve bildiğim bütün buyrukları geçersiz kılmak istiyorum...
Kendimi gizli bir zevkle hayal kırıklığına uğrattıkça, kutsallık adına ne varsa ayaklarımın altında ezmek istiyorum...
Dünyanın nereye gittiğini kendimden başka kimseden öğrenemem. Çünkü o büyük hayat yalanı beni bana emanet etti sonunda...
Kimse kendisini anlatmadı bana. Kendileri diye korkularını anlattılar. O büyük yaşama korkularını...
Bu yüzden çoğu kez unuttum onlarla birlikteyken neden yaşadığımı.
Çünkü insan ne için yaşadığını ancak kötülüğüyle yüzleştiği zaman anlıyor..
Karanlığımın her derinliğinde anlamı yeniden değişiyor ne için yaşadığımın...
Karanlığımda yol aldıkça anlıyorum ki artık unutturamazlar bana niçin yaşadığımı. Çünkü sınırların ne denli anlamsız olduğunu bu yolculuklarda öğreniyorum ben.
Ve bir su gibi yaşamanın ne denli büyüleyici olduğunu... Sevginin ve özgürlüğün bir su olduğunu; başkalarının arzuları ve sevgileri içinde yolculuk yapmanın ancak su gibi yaşayarak mümkün olacağını orada anlıyorum...

En dibe indikçe, su gibi yaşayan birisine sonsuz bir inançla bağlanmanın ne denli vazgeçilmez olabileceğini bir kez daha anlıyorum...
Ama çok yorucuydu sonra yukarı çıkmak. Bir kez olsun kötülüğünde yolculuk yapmamış, onunla sınanmış sahte doğrularıyla hep korunaklı duran, o bencil, o sığ insanların arasında dönmek çok zordu...
Çok zordu onlarla iyi ve normal insanlar nasıl yaşamalı, oyununu oynamak...
Hayat dururdu benim için böyle anlarda. Zevk alıyormuş gibi yapardım. Mutluymuş ve bu mutluluğumu onlara borçluymuşum gibi yapardım. Hiçbir şey öğrenmezdim onlardan. Ama öğreniyormuş gibi yapardım. Sınırları çiğneyip ötelere gidip geldiğimi söyleyemezdim onlara...
Sonra ilaç isimleri verirdik birbirimize. Psikiyatristlerin telefon numaralarını... Ortaya çıkmasın diye oynadığımız iyilik oyununun arka yüzü, birbirimize fazladan iyi davranırdık.
Eşyaların bizi yendiğini gizlemek için bilgece sözler söylerdik, ezberimizde sakladığımız...
Gömüldükçe içimize daha da zorlaşırdı yaşamak. Zorlaşırdı bu boşlukları saklayarak yaşamak...
Birbirimizden boşluklarımızı saklamanın adı, yaşama sanatı olurdu...Hayatın anlamını sorguladığımız gecelerin sonunda birbirimize verdiğimiz kazakları geri isterdik sahte bir utangaçlıkla... Güçlendikçe ve hayatımızı garanti altına aldıkça nedense aklımıza dışlanmışları, itilmişleri ve yoksulları yazmak düşerdi. O uslu, o durmuş oturmuş, o evcilleşmiş sözcüklerimizle onları bir kez daha dışlanmışlığa ve yoksulluğa mahkum ettiğimizi bilsek de yazıp dururduk... Yazardık, sanki hayatı dondurmak, herşeyin adını koyup susturmak ve hareketsiz kılmak istercesine, yazardık...
Yaşamak profesyonelce olmalıydı. Sevmek, ihanet etmek, ölmek, hasret çekmek, dünyayı değiştirmek, devrimcilik bile profesyonelce olmalıydı...
Oysa insan nasıl sevebilir, nasıl ölebilir profesyonelce...
Anladım, hiç sevmiyorum kötülüğüyle yüzleşmeyen o sahte iyileri, o ufku dar ve ölçülü kalpsizleri...
Kendi kötülüğünden korkup, o sınanmamış ve ödünç ahlaklarına sımsıkı sarılan ve oradan herkesi kolayca yargılayanları sevmiyorum...
Sevmiyorum onlardaki kendimi...
O basit, o can sıkıcı mutluluklarını korumak için sınırlarını sonsuza dek kapatıp, hayat hakkında yeni bir şeyler öğrenmeyi kendilerine yasaklayanları sevmiyorum...
Bu yüzden garip bir derinlik ve korkunç bir sığlık arasında gidip geliyorum onlarla birlikteyken...
Çünkü ben indim kendi karanlık derinliğime,bu yüzden artık hiçbir kelime taşıyamıyor aşklarımı, yalnızlıklarımı, o derin sevdalarımı...
Gördüm orada, en dipteki yaramı... Anladım ki yıllardır bu yara bağlamış beni hayata... Her soluk aldığımda bu yarayı hissettiğim için, sevmeye böylesine çok acele etmişim... Anladım büyük bir cesaretmiş bu yarayla yaşamayı göze almak...
Orada, en dipte gördüm seni. Kendi kötülüğümde gördüm senin kötülüğünüir gözün acımasız bir pençe gibiydi. Öbür gözün çok kırılgan ve delice hasretti sevgiye...
Boşuna boyun eğmedim kendini savunan o acımasız pençe gözüne... Ne kanlar akıttım o sevgisiz gözüne...
Senin o çok kırılgan ve sevgiye delice hasret duyan gözünü içime aşkla almak için kendi kötülüğüme kimbilir kaç kez gidip geldim...
Birtek seni, ama bir tek seni sevmek için kimbilir kaç kişiye kötü olup geldim...
Hadi, kurtar gözlerini birbirinden; hadi sen de bir kez olsun bırak kendini kötülüğüne. Karış ona. Tıpkı bir su gibi. Ne için yaşadığını bir de orada gör... Sınırlarını onda yık...
Su taşır hasretleri. İnsan suya karşı koyamaz..
İn bir su gibi kötülüğüne, orada, en dipte beni bulacaksın. Orada çocukluğunu bulacaksın. Sevgiye acele et... Çok az zamanın kaldı, diyen çocukluğunu.
Orada senden daha eski, daha gerçek, senden daha cesur kendini göreceksin...
Orada seni hayata bağlayan o derin yaranı göreceksin...
Orada o acımasız bir pençe gibi olan gözüne ağlayan o çok kırılgan ve o sevgiye delice hasret duyan gözünü göreceksin...
NiSaN Çevrimdışı
İP: 80.171.35.33  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
NiSaN Kullanıcısına Teşekkür Eden Kullanıcı Sayısı 2
ksu (12-02-2008), Rozgül (12-03-2008)

Reklam Alanı

Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
korkmuyorum seni sevmekten asil77 Çöplük 3 07-12-2008 21:51
Korkmuyorum Seni Sevmekten NiSaN Şiirler 0 04-05-2008 01:58
Seviyorum seni bak korkmuyorum artık... [11.03.07] ReDoX Seni Seviyorum 2 05-06-2007 17:03
Sarar: Çin'den Korkmuyorum uÇuяuм çiÇeği Günlük Güncel Olaylar 0 01-30-2007 09:49
KoRKMuYoRum SeNi SeVMeKTen !!! bOLu bEYi ® Şiirler 2 07-27-2006 10:08


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:38 .


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0
İnternet-Tr