Üyelik tarihi: Apr 2006
Teşekkür & Tepki Teşekkür: 0
Tepki:0
Karizma REP Gücü : 107374516
REP Puanı : 2147483647
İletişim
Reklam Alanı Kara Kaşlı Ömer'in Destanı {23/08/2007} 90 yıl önce Çanakkale-Gelibolu'da bir destan
yazılıyordu. Bugünlerde Conkbayırı vatan kalbinin attığı yerdi. 10
Ağustosta Türk askeri bir destan daha yazdı. Anafartalar
destanı-Conkbayırı destanı adı.
İşte bir Mehmetçik hikayesi daha.
'KARAKAŞLI ÖMER'
Annesinin tek oğluydu. Kaşlarından dolayı annesi onu Kara kaşlı
Ömerim” diye çağırır severdi.
Bir gün sıra ona da geldi “Anasının kara gülünü”
Çanakkale’ye çağırdılar. Gitti. Çok geçmeden bir mektubu geldi.
Herkese selam ediyor, adeta vedalaşıyordu. Yaralanmış, yarası ağır ve
karnındaymış herkesle helallaşıyordu mektubunda, anasıyla, babasıyla,
akrabalarıyla, arkadaşlarla, komşularla helallaşıyordu. En çok da
öleceğine değil anasının üzüleceğine yanıyordu. Mektubunun sonunda o
zamanlar çok söylenen bir halk türküsünden alınmış şu sözleri yazmıştı.
“Sıhhiyeler sağaltmadı yaramı
Yoldayım ağlatmayın anamı”
Ömer’in bu son isteği üzerine anasına hep, “Ömer gelecek..
yoldadır… Gelecek” denilmiştir.
Ömer gelecekti, yoldaydı gidenler bir gün gelmiyor muydu. Elbet Ömer de
gelecekti.
06 Şubat 1923’te Atatürk Balıkesir’e ilk defa geldi.
“Evet Gazi Paşa gelmişti. O Anafartalar’da onun kumandanı
değil miydi? O bilmeyecek de kim bilecekti? Gazi Paşaya sormalıydı.
Ömer’ini sormalıydı. O gün Atatürk’ün kaldığı evin arka
kapısında pek kimsenin farkında olmadığı bir olay yaşanıyordu.
Ömer’in anası kapıya gelmiş ille de “Gazi ile görüşmek
istiyordu. Atatürk’ün yaverleri “Olmaz! ” dediler.
“Şimdi meşgul uygun değil dediler'
Meseleyi bilenler yaverlere Ömer’in vasiyetini fısıldarlar.
“Yolda, gelecek” denmesini, anasının ağlatılmamasını
istemişlerdir.
Çanakkale denince akan sular durur Çünkü Atatürk’ün yaverleri
Çanakkale’den beri yanındadırlar. Çanakkale’de şehit düşmüş
birinin vasiyeti elbette yerine getirilir. Girerler içeri, durumunu
anlatırlar Atatürk’e “Gelsin“ der. Getirirler. Latife
Hanımla birlikte oturmaktadırlar:
-“Buyur ana bir şey mi istiyorsun? ”
-‘’Yok Gazi Paşam, yok... Sağlığını isterim... Ama
Ömer’imi gördün mü? Çanakkale’de Kara kaşlı Ömer’imi
gördün mü? ’’
“Yoldadır... Gelir.”
“Sağ ol Paşa Hazretleri...” der ayrılır kadın.
“Yoldadır elbet...” koskoca Gazi Paşa der, o yalan mı söyler
hiç... Gelecek tabi... Ömer’im gelecek! ”
Artık gelene, geçene, hanlarda, istasyonlarda uzaklardan gelen askerlere,
esaretten dönenlere hep Ömer sorulur... “Gördünüz mü? “Kara
kaşlı Ömerimi gördünüz mü? “Kara kaşlı Ömer’im kara gülleri
severdi.” diye evinin bahçesine kara güller doldurur. Her bahar
güller açtığında bir başka türlü sevinir. “Bahar geldi,
Ömer’im de gelecek”
Yıllar bir biri ardına devrilmektedir. Artık her sabah açan her gül
tomurcuğunu “Ömer’im... Ömer’im” diye sevmeye
başlar... Gül açar, solar, dökülür... Ama olsun diğer tomurcuk açacak
ya... Bahar gelecek ya...
Öldüğünde mezarının üzerine kara güller dikildiğini söylediler...
Vasiyetiymiş.
Nerede açmış koyu renkli bir gül görsem, kara kaşlı Ömer’in anası
gelir aklıma hüzünlenirim.
Kırmızı gül demet demet
Sevda değil bir alamet
Balam nenni oğlum nenni''
ÇANAKKALE… AH! ÇANAKKALE…