Üyelik tarihi: Apr 2006
Teşekkür & Tepki Teşekkür: 0
Tepki:0
Karizma REP Gücü : 107374516
REP Puanı : 2147483647
İletişim
Reklam Alanı Fotografçılığın Dalları {04/11/2007} Macro( Yakın Çekim) Fotografçılığı
* Yaratıcı bir biçimde kullanmak için ışığın yönünü, şiddetini ve niteliğini inceleyin.
* Aydınlık noktalardaki yansımaları ortadan kaldırmak için polarizasyon filtresi kullanın ve daha keskin renkler elde edin.
* Makro çekim yapıyorsanız alan derinliğiniz çok az olacaktır. Bunun için çiçeğin en önemli kısmına netleme yapın.
* Yine makro çekim yaparken alan derinliğini en uzun mesafeye çıkarmak için daha küçük diyafram açıklığı kullanın.
* Arka planı sade tutmaya çalışın ve olabildiğince flulaştırın. Konuyu tek bir renk önünde tek başına bırakmaya çalışın. Bunu yapmak için çiçeğin arkasında siyah veya başka bir renkte karton tutabilirsiniz. Arka planda gözü rahatsız edecek parlak lekeler oluşmamasına dikkat edin.
* Nesneye bakış yönünüzü değiştirin. Bir bahçenin genel görüntüsünü çekerken duvarın üzerine yada balkona çıkabilirsiniz. Arazide kırları kaplayan çiçekleri çekmek için yere yakın çalışabilirsiniz.
* Eğer zeminde kağıt parçası, kuru yaprak, kırık çöp parçası gibi nesneler varsa görüntünün ve çevrenin doğal halini bozmadan bunları çiçeğin etrafından temizleyin.
* Basit şeyler her zaman iyidir. Çiçeği kadrajın içine yerleştirin ancak yapraklar kadrajdan taşacak şekilde görüntüyü çerçevenin içine fazla sıkıştırmayın.
* Özellikle makro çekimlerinde çok hafif bir rüzgar bile çiçeğin görüntüsünü flulaştıracağı için çekim yaparken rüzgarı kesecek bir düzenek kullanın. Bir karton parçası bu işi rahatlıkla görür. Alan derinliğinizi koruyarak mümkün olduğunca hızlı enstantane kullanın.
* Poz ölçümünü çiçeğe 15 cm mesafeden yapın ve poz değerlerini sabitleyin (kilitleyin). Daha sonra tesbit ettiğiniz poz değerininin negatif film kullanıyorsanız bir stop üzerinde ve bir stop altında pozlayarak; dia kullanıyorsanız yarım stop üzerinde ve altında pozlayarak basamaklama (bracketing) yapın. Siyah&Beyaz fotografçılık
Fotoğraf, gerçeğin yalnızca iki boyutlu yansımasıdır. Fotoğrafınızdaki renkler, siyahtan lekesiz beyaza ve grinin tonlarına dönüştürülürse, şekil, ışık, kontrast, motif ve tonlama gibi diğer özellikler, daha etkin hale gelir. Siyah-beyaz fotoğrafların başarısı ya da başarısızlığını oluşturan etmenlere göz atalım. Hangi fotoğrafları siyah-beyaz çekmeliyiz?
Manzaranız, zaten yalın bir manzaraysa, renkleri tamamen kaldırmak, sıkıcı bir görüntüyü ilginç bir manzaraya çevirebilir. Belki de geçmişte kalmış bir döneme duyulan nostaljiyi yeniden yaratmak istersiniz. Siyah-beyaz fotoğraflar, renkli fotoğrafla mümkün olmayan antik ve duygusal bir atmosfer aktarır. Gri tonlar ve renkler
Film ve piksellerin, renkleri gri tonlara nasıl dönüştürdüğünü öğrenmek, belki de siyah-beyaz fotoğrafçılığın en zor yanıdır. Kontrast ve tonlama
Siyah-beyaz fotoğraflarınızı işlemek için, bir fotoğraf düzenleme yazılımı ya da geleneksel bir karanlık oda kullanıyorsanız, kontrast ve tonlama, renkli fotoğrafla mümkün olmayacak şekilde vurgulayabileceğiniz ya da en aza indirebileceğiniz iki öğedir.
Yüksek kontrastlı (aydınlık ve karanlık arasında gri tonlardan yoksun) sahneler, fotoğrafa bakanın tek bir öğe üzerinde dikkatini toplamasını sağlarken, düşük kontrastlı (gri tonların egemen olduğu) sahneler, huzur ve sükunet yaratır. Doku, hat ve şekil
Oğlunuzun kazağında ilginç bir desen olabilir. Evdeki çiçeğinizin yapraklarının ilginç bir dokusu vardır.Renklerin olmayışının, dokuları nasıl vurgulayacağını, bunun da fotoğrafınızın görsel etkisini nasıl değiştireceğini düşünün.
Aynı şekilde, hatlar ve şekiller, gözlerinizi, siyah-beyaz bir fotoğrafta, renklisinde olmayacak kadar iyi yönlendirir. Örneğin, kıvrımlı bir çit, bir tarladaki mısır sıraları ve bir uçurumdaki kaya katmanları, güçlü hatlara sahiptir. Bunlardan renkleri çıkarmak, görüntülerini daha belirgin hale getirebilir. Işıklandırma
Rengi kaldırdığınızda, ışıklandırma, fotoğrafınızda daha önemli hale gelir. Arka planında eski bir ağıl olan, sık çalılıklı bir çit düşünün. Bulutlu, hatta sisli bir günde, yumuşak ve romantik bir manzara oluşturacaktır. Ancak, güneşli bir öğleden sonrası, güneş iyice ufuk çizgisine yaklaşmış ve üzerine uzun, koyu gölgeler düşmüşken çitin fotoğrafını çektiğinizde, yapısı daha çok öne çıkar. Bu fotoğrafın duygusu, tamamen farklı olur. Doga Fotografçılığı
Doğa fotoğrafçılığını başlıbaşına bir uğraş ya da bir hobi gibi değilde içimizdeki bu özlemi aktarmaya çalıştığımız bir araç olarak görmeyi deneyelim bir an için. Konuşmak ya da yazmak soyut düşüncelerimizi aktarmanın bir biçimidir. Müzik ise duyguları ifade etmek için çok etkili bir yöntemdir. Benzer bir biçimde fotoğraf da görsel ifadeleri bir tür aktarma aracıdır. Yani bir doğa fotoğrafçısı iseniz ister nesnelerin sade görüntüleri olsun, isterse de doğanın güzelliğinin verdiği duygusal ifadeler olsun, gördüklerinizi başkalarına da söyleme ihtiyacı hissedersiniz. Bir başka deyişle doğa fotoğrafçısının kaygısı doğal konudur. Fotoğraf makinesi ise sadece onun kaleminin ya da çalgısının işlevini görür. Film ise sadece üzerine iletmek istediklerinizin yazıldığı bir kağıt parçası konumundadır. Film üzerindeki görüntü ise sadece sizin iletmek istediğiniz duygu ya da vermek istediğiniz mesajdır.
İyi bir doğa fotoğrafçısı olmanın bir kaç şartından bahsedilebilir. Konuyu fotoğraf makinanızdan daha çok sevmek gerekir. İster hayvan, ister kuş, ister kır çiçeği olsun konunuzu iyi tanımak çok önemlidir.İnatçı olmak; fotoğrafçılıkta inatçılık uzun vadede çok fazla zamana malolsa da herzaman fotoğrafçıyı ödüllendirecektir. Fotoğraf çekim araçlarınızı onların adeta kişiliğinizin birer uzantısı gibi hissedecek kadar iyi bilmek ve kullanmak.
Sabırlılık ve kullandığı gereçleri iyi kullanma hemen hemen her meslek için geçerlidir. Bir şeyi bıraktığınız anda tüm başarı şansınız uçar gider. Şanslı olduğumuz fotoğraflar çoğ unlukla sadece şansımızdan değil ancak doğa fotoğrafçılığının eğitimini ve uygulamasını sabırlı ve ısrarlı bir biçimde sürdürdüğümüzde karşımıza çıkar. Manzara Fotografçılığı
Manzaraya bakarken hem gördüklerinizi hemde hissettiklerinizi göz önünde bulundurun. Bakın bakalım acaba manzara gerçekten kendinden mi güzel yoksa burnunuza gelen çiçek konusu ya da bir kuş sesi mi onu size güzelleştiriyor; veyahut sizin o andaki ruh haliniz görüntünün güzelliğini etkiliyor mu? Çoğu zaman diğer duyularımızı etkileyen başka etkenlerin de olduğu ortamlarda görsel etki de oldukça artar. Sahildeki beyaz köpüklü dalgaların görüntüsü, suların şırıltısı ve denizden gelen yosun kokusuyla beraber bizi çok daha fazla etkileyebilir. Görüntünün Sınırlarının Belirlenmesi
Herhangi bir manzara karşısında fotoğraf makinanızı elinize almadan önce şöyle bir yöntem izlemekte fayda vardır: iki elinizin parmaklarıyla bir dikdörtgen şekli oluşturup bunun içinden fotoğraflamak istediğiniz manzaraya bakın. Dikdörtgen çerçeveyi yüzünüze yaklaştırıp uzaklaştırarak, sağa sola kaydırarak görüntünün çerçeve sınırları içindeki durumunu izleyin.
Diğer duyularınızı etkileyen ses, koku gibi unsurların dışında sadece görsel olarak görüntünün güzel olduğuna karar verdiğinizde görsel olarak sizi en fazla neyin etkilediğini algılamaya çalışın. Ufuk hattı üzerindeki farklı renk yığılmaları mı sizi cezbediyor? Yoksa ormandaki koyu ağaç gövdeleri ile vadiyi dolduran sis perdesinin yarattığı kontrast mı daha etkileyici?
Görüntüde görsel anlamda sizi en fazla ne etkilemişse bu konuyu fotoğraf makinanızın vizörüne yerleştirip incelemenize bir süre daha devam edin. Konunun sınırlarını belirlemek için belki odak uzaklığını değiştirerek ona yaklaşmak ya da uzaklaşmak (zoom yapmak), veya yerinizi değiştirmek hatta farklı bir objektif seçmek gibi kararlar vermek durumunda kalacaksınız. Bu şekilde kendinizi iyi bir fotoğrafı oluşturan unsurlara karşı daha duyarlı hale getirebilirsiniz. Bir başka değişle fotoğrafı çekmek yerine fotoğrafı yapmayı öğrenebilirsiniz. İçerik / Işık Koşullları
Fotoğraflayacağınız manzara görüntüsünün sınırlarını belirledikten sonra konuyu ışık koşulları ve içerik açısından bir kere daha gözden geçirmekte fayda vardır. Örneğin görüntüye giren telefon telleri ve benzer doğal olmayan unsurların ayıklanması, görünmesi istenmeyen nesnelerin farklı pozisyonlardan bakarak başka nesnelerin arkasına saklanması gibi işlemleri bu safhada yapmalıyız. Eğer görüntüdeki ışık koşulları çok özelse ve ilk bakışta içimizde heyecan uyandıran nitelikteyse bu ışık koşulları değişmeden süratle poz değerlerimizi belirlemeliyiz. Eğer o andaki ışık koşulları pek tatmin edici değilse aynı görüntü için günün bir başka saatini beklemekte fayda vardır. Bir manzara fotoğrafçısı karşısında bulunduğu konunun günün farklı saatlerinde ve hatta farklı hava koşullarında nasıl görüneceğini kestirebilmelidir. Örneğin sis istenmeyen bir arka planı kapatabilir yada kimi yerdeki sert gölgeler bulutlu bir havada göze hayli yumuşak gelebilir. Eğer görüntüde ağaçlar varsa ters ışıkta yaprakların kenarında oluşacak pırıltılar hoş bir etki yaratabilir. Karşınızda duran dağın yüksek zirveleri fırtına bulutları ile kaplı olduğunda dağın görüntüsü çok daha farklı bir duygu yaratabilir.
Manzara fotoğrafının en önemli püf noktası ışık tır. Güneş ve hava koşulları her zaman arzu ettiğimiz gibi olmayacaktır. Bundan dolayı da seçtiğimiz görüntüyü güzel bir biçimde fotoğraflayabilmek için hem sabırlı hem de inatçı olmak gereklidir. Eğer bir bölgeye ilk gidişinizde uygun koşullarla karşılaşmışsanız kendinizi olağanüstü şanslı saymalısınız. Ancak çoğu zaman istediğiniz görüntüyü elde edebilmek için konunuzun karşısına sayısız defa gitmeniz gerekecektir.
Doğa fotoğrafçılığında öncelik fotoğraf makinasında değil fotoğraflanmak istenen görüntüdedir. Doğa fotoğrafçısı öncelikle konusunu incelemek, öğrenmek durumundadır. Bir tepeyi, bir nehri, bir çiçeği ya da ağacı, bir sahilin kayalık yapısını araştırıp onunla ilgili bilgiler toplamalı ve konu olacak manzaranın farklı özellikleri değerlendirmelidir. Ancak konu olan nesneyi tanıdığımız zaman o nesnenin fotoğrafınaduygu yüklemek mümkün olabilir.