Üyelik tarihi: Mar 2007
Teşekkür & Tepki Teşekkür: 0
Tepki:0
Karizma REP Gücü : 14853058
REP Puanı : 297060678
İletişim
Reklam Alanı Anne, Tut Elimi! (Uygar Şirin ) [Üye Olmayanlar Linkleri Göremezler Üye Olmak İçin Tıklayınız... ] 11 yaşında bir kız çocuğunun dünyasına girmeye hazır mısınız? Ama bu kızın dünyası öyle sıradan bir çocuğun dünyası değil. Çok daha derin, çok daha karmaşık, çok daha içinden çıkılmaz bir dünya.
Ceren’in annesi ölmüştür, babasıyla iletişimi güçlü değildir. Ayrıca, o insanların içini ve geçmişini görme yetisine sahip, kimilerine göre deli bir kızdır. Hayat sorularla, zorluklarla, yüzüne kapadığı tüm kapılarla durmaktadır karşısında.
"Anne, Tut Elimi!", Türk edebiyatına yeni bir yazarı müjdeliyor: Uygar Şirin’i. Akıcı bir anlatım, sade bir dil ve içten bir yaklaşım... Şirin, bu farklı kız çocuğunun dünyasını anlatırken aslında içinde yaşadığımız dünyanın nerdeyse tüm çıkmazlarıyla da yüzleştiriyor bizi. Sevgisizliğin, iletişimsizliğin, duyarsızlığın egemen olduğu dünyada hepimizin aradığı bir ışık belki de "Anne, Tut Elimi !”. Hüzünlü ama umutlu bir sevgi hikâyesi... Ben konuşsaydım, size konuşmanın nasıl bir şey olduğunu anlatırdım. Ben konuşmayı hep bir şeylere benzetirdim.
Konuşmak, Pazar sabahı altı buçukta uyandıktan sonra, o günü pazartesi sandığınız içim kalkıp okula gitmeye hazırlanırken, tatil olduğunu fark edip uyumaya benzer.
Konuşmak yolda giderken bir köpeğin sizi çok sevip peşinize düşmesine benzer.
Konuşmak bir bebeğin eliyle parmağınızı tutup emmesine benzer.
Konuşmak, çok sevdiğiniz bir şeyi kaybettiğinizi düşünmeye başladığınız anda, onu koltuğun altında görmeye benzer.
Konuşmak çilek reçeline benzer.
Ben konuşsaydım bunları anlatırdım size. Böylece konuşmanın neye benzediğini anlardınız belki. Ben konuşsaydım, ağzımdan çıkan her şeye dikkat ederdim. Çünkü konuşmanın ne kadar değerli olduğunu bilirdim. Ben konuşsaydım, kendimi anlatmaya çalışırdım size. Beni anlamanızı isterdim. Ama bu imkansız değil mi?
Ben konuşsaydım, susardım…
*************************
yaşadıkların, hissettiklerin ve gördüklerin seni susturacak kadar güçlü mü ceren?
Sen artık konuşmuyorsun.
Böylesi daha rahat geliyor. Daha az acı veriyor.
Kendini dolaba kilitle, yerdeki tozları halının altına süpür, duvardaki çatlağın üstüne tablo as.. bakalım işe yarayacak mı?
Bizim kötü bir huyumuz var;
Biz dolabı açarız, halıyı kaldırır altındaki pisliği ortaya çıkarırız, tabloyu çıkartır yere atar paramparça ederiz…
Biz peşini bırakmayız, ‘’tamam canım istemiyor işte’’ demeyiz, vazgeçmeyiz…
Hep yanında oluruz..
Yolları değiştiririz, insanlar getirir insanlar götürürüz,taşları biz dizeriz..
Ne kadar gizlenirsen o kadar görünürsün, ne kadar kaçarsan o kadar yakınlaşırsın, ne kadar sakınırsan o kadar acırsın..
Susarken avazın çıktığı kadar bağırıyor olursun.
Aşağı düşerken yukarı çıkarsın, düşmemek için tutuğunda yere düşersin.
Biz o ellerin üstüne basarız.
Böyle bir huyumuz var işte…
Çünkü gittiğinde bize dönersin… gittiğinde kendine dönersin..
O yüzden sana iki de bir sesleniriz…
Gelsene Ceren…
Gelsene…