İcra ettiğim erkek egemen bu mesleğe adım atmamın sebebidir Bursaspor ve futbol tutkusu… Yaşım 28 ve ben ne 70-71’deki Başbakanlık Kupası’nı gördüm, ne 85-86’daki Türkiye Kupası’nı hatırlıyorum… 1990-91 yılındaki Başbakanlık Kupası da hayal meyal maalesef…
Hani hep deriz ya, millet olarak başarının peşinden koşarız diye… Hayır efendim, itirazım var benim bu teze!..
28 yıllık yaşantımda Bursaspor’un beni çılgınlarca mutlu ettiği çok az dönem hatırlıyorum… Eziyet desen tonla!..
O halde benim peşinden koştuğum şey ne? Başarı değil, çok başka bir şey…
Eğer büyük tanımlaması yapacaksak ligimizdeki takımlar için, bana ne canım diğerlerinden, herkesin büyüklük anlayışı kendinedir… Bunu niye genelliyorsunuz ki!.. Benim büyüğümün rengi de yeşille beyazdır… Diğerleri hayatın olağan renklerinden ibarettir…
İşte tam bu noktada…
Bugün ne yazık ki, figüran konumda olduğumuz ligde ‘nasıl söz sahibi oluruz'a getirmek istiyorum konuyu… İtiraz eden çıkacaktır elbette savunacağım şeylere… Olsun, ne kadar çok fikir, o kadar güzel şey çıkartırmış ortada…
Dünyayı kasıp kavuran bu büyük endüstriden ülkemiz de kendi payına düşeni eğrisiyle doğrusuyla alıyor…
Peki ya dengeler? Reklamdaki gibi: SKANDAL!..
Adı Süper kendi Doğalgaz(!) ligimizde X takım, dünyaca ünlü bir ya da birkaç futbolcuyu kadrosuna katabiliyor. Ama hemen 120 kilometre ötesindeki başka bir şehrin takımı, bilmem kaç rakımdan, bilmem kaç enlem-boylam farkından adam getirip vitrine sunuyor…
Sonra, benim babam senin babanı döver… E tabi döver…
Ama bu dengesizliğin başlıca sebeplerinden biri sahiplenme eksiği bana göre…
Koskoca Bursa diyoruz… Ne kadar koca? Toplam 10.891 km2 yüzölçümümüz var ve 2,5 milyon kişi kadarız değil mi?
Kaçımız Bursasporlu?
Bu nüfusun yarısı kadar var mıdır? Hiç sanmam… İşte mevzu burada başlıyor arkadaşlar…
Sağımız solumuz başka başka takımları tutanlarla dolu… Çoğu Bursalı… Bazıları çok küçük yaşlarda gelmiş… Ama yıllardır Bursa’nın havasını koklayıp, ekmeğini yemiş, suyunu içmiş… Kalkmış bağ bahçe(!) tutuyor, han hamam saray(!) sevdalısı…
Peki, neden arkadaşlar?
Çok bu zor bu kentin takımını tutup, onu yüceltmek…
Bir Türk takımı Avrupa maçı oynuyor… Tamam, ülkemiz adına seviniriz, alkışlamasını da biliriz elbette… Kazanmışsa, ertesi gün Bursa sokaklarında o takımın formasını sırtına geçirmiş gençler dolaşıyor…
Örneğin, Bursaspor ayrıcalıklı ekiplerden biri ile oynuyor… Arkadaşın biri, Bursaspor’u değil, diğerini tutuyor... Sorunca da, 'canım bu maçta Bursasporluyuz' diyor…
Kendi markamızı parlatamadığımız müddetçe bu konuda bir arpa boyu yol kat etmek bize haram…
Pazarda bile elmayı bir güzel cilalayıp öyle tezgaha diziyorlar… Kıpkırmızı pırıl pırıl parlayan elmayı mı, yoksa eciş bücüş olanı mı gidip alıyoruz?
Tablo işte budur Bursalılar… Ve kendini Bursalı hissedenler… Önce Bursalı, ardından Bursasporlu olmak… İşte bütün mesele bu… Bu kentin en önemli değerlerinden biriyse Bursaspor, sanal sevdalarla değil, gerçek sevda ile tanışmalı… Aynı şeyi Konyalı da yapmalı, Antepli de, Sivaslı da…
Ancaaaak…
Bu kente, şanına yakışır mükemmel bir stadı konduramadıkça…
Mini mini yavrularımızı Bursaspor Koleji mezunu yapamadıkça…
Futbolun; küfrün, şiddetin pençesinde olmadığını gösteremedikçe…
Kadına, 'ne işin var senin maçta, otur evinde' demedikçe…
Sporu sadece izlemek değil, bir yaşam biçimi haline getirmeyi beceremedikçe…
Hem futbol kültürünü, hem de genel kültürümüzü geliştirmedikçe…
Eğitimi 'Eğitim şart' esprisi boyutunda bırakıp, hep göz ardı ettikçe…
Yeni fikirlere, projelere açık olmadıkça…
Sevinci ve hüznü hep uçlarda yaşadıkça...
Zirveye tırmananı kıskanıp paçasından tutarak aşağı çekmekten vazgeçmedikçe…
Anlamını tamamen yitiren, dejenere olmuş futbolu temizlemedikçe…
Gerisi boş...
Oysa Sezen Aksu ne güzel de söylemiş:
“Eller günahkar, diller günahkar…
Bir çağ yangını bu bütün dünya günahkar!..
Masum değiliz, hiçbirimiz!..”
Kaynak:BursaHaber
3/20/2008 10:15