Varıp anıtına saygıda duranlar,
Bilirsin,
Çoğu sencil değil!
Överek yitirdiler seni,
Biçimsel sınırlamalarla tutsak,
Anlamsız, kalıplaşmış kahraman
ettiler.
Ve sonra,
Güle oynaya,
Adına, anlamına basa basa,
Ne yaptınsa sevgili Mustafa Kemâl,
Ne işaretledinse sevgili Gazi Paşa,
Ne düşledinse sevgili Atatürk,
Tümünü, acımasız, yıkıp attılar...
Hem de;
Adını ana ana...
Sen bizi bağışlama!...
" Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür "
Kuşaklardı özlemin,
Geleceğe, çağlar ötesine dönük...
Bilinçle, bilgiyle, sevgiyle sarılıp
Anadolu insanına, güvenle,
Toprağının hem altına hem üstüne
Yaşanmış bütün uygarlıklarına
" Benim!..." diyerek,
Alnı ak, başı dik,
İnançla, onurla
Yaşamanın tadına vararak
Senden güçlenip,
Seni aşarak,
Bir güzelim ülke doğurganlığının
Şehveti içinde
Tomurcuklanıp uç vermiş gençler;
Bereketi içinde
Tomurcuklanıp uç vermiş gençler;
Bereketli yağmurlar gibiydiler
Yağdı yağacak...
Yağdı yağacak...
Biz onları, alanlarda,sokaklarda,
Okullarda vuruşturup,
Vurdumduymaz, umursamaz, sinsi
Bir acımasızlıkla, her gün ama her gün
Törenli törensiz gönderiyoruz,
Kıyıma, ölüme şimdi...
Hem de;
Adını ana ana...
Sen bizi bağışlama!...
Yorgun, umutsuz, yıkık
Bir ulusla yola çıkıp,
Saldırgan ve sömürgen
" Yedi düvel "e karşı
Dünyada ilkin " Kurtuluş Savaşı "
veren,
Türk'e onur veren, Türk'ü ulus eden,
Kara Afrika'dan Asya'ya,
Uzak Doğu'ya dek uzayıp, büyüyen
Bütün " mazlum milletler "e,
Yani tutsak, ezik, yaşamasız
milyonlara,
Gittikçe büyüyüp güzelleşerek
Işık olan, umut olan
Sendin!
Biz şimdi, sırt dönüp
Bütün namuslu kurtuluş kavgalarına,
Senin doğrultunu yadsıyarak,
Ülkemizi, insanımızı,toprağımızı
- Senden olanın yüreğindedir bu sızı –
Uydu edip, sunmuşuz eloğluna...
Artık, senin besteleyip bellettiğin
Bağımsızlık türküsünü
Söyleyen dilleri, kesmeye durmuşuz...
Hem de;
Adını ana ana...
Sen bizi bağışlama!...
{Yazarını bulamadım bulaydım önünde eğilmeyi çok isterdim}