Misafir Board  
| Reklam Alanı |

Üyelerimiz görüşlerini önceden onay olmadan anında yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir, (Bütün kullanıcıların IP adresleri tutulmaktadır) misafir.net yöneticileri itina ile icerik kontrolleri yapmaktadır, yine de misafir.net'te yasalara aykırı unsurlar bulursanız MSN: Private@misafir.net adresinden bizlere ulaşabilirsiniz, gereği yapılacaktır.

MODERATÖR BAŞVURU FORMU


>REKLAMI KAPAT <

ATATÜRK

Atatürk ve Din

Katagorisinde ve  ATATÜRK ile Ilgili Anektodlar, Şiirler ve Hikayeler Forumunda Bulunan  Atatürk ve Din Konusunu Görüntülemektesiniz.=>İBADET DİLİ OLARAK TÜRKÇE VE ATATÜRK’ÜN BU KONUDAKİ DÜŞÜNCELERİ Türklerin Şamanizm, Budizm, Manihaizm gibi dinleri terk edip İslâmiyeti kabul etmeleri 900’lü yılların ilk yarısına rastlar. Talas Meydan Savaşı’nda (751) Arapların ...

Geri git   Misafir Board >
ATATÜRK
> ATATÜRK ile Ilgili Anektodlar, Şiirler ve Hikayeler
Anasayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

ATATÜRK ile Ilgili Anektodlar, Şiirler ve Hikayeler ATATÜRK ile Ilgili Anektodlar, Şiirler ve Hikayeler

Tags
atatürk, atatürk ve din, din


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Atatürk ve Din
Konudaki Cevap Sayısı
0
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
251

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Alt 07-06-2006, 00:10   #1 (permalink)
Acemi Kullanıcı
 
kahhro - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
kahhro
Kullanıcı No: 17571
Konu Sayısı: 9
Mesaj Sayısı: 15
Üyelik tarihi: Jul 2006
Yaş: 30
Teşekkür & Tepki Teşekkür: 0
Tepki:0
Karizma
REP Gücü : 10
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : kahhro will become famous soon enough
İletişim
Reklam Alanı
Standart Atatürk ve Din




İBADET DİLİ OLARAK TÜRKÇE VE ATATÜRK’ÜN BU KONUDAKİ DÜŞÜNCELERİ
Türklerin Şamanizm, Budizm, Manihaizm gibi dinleri terk edip İslâmiyeti kabul etmeleri 900’lü yılların ilk yarısına rastlar.
Talas Meydan Savaşı’nda (751) Arapların Çinlileri yenip Orta Asya’da üstünlük sağlamaları, yeni bir dinin temsilcileri olarak ortaya çıkmaları Türklerin dikkatini çekmiştir. Türkler, Orta Asya’da Arap hâkimiyeti karşısında endişelidir. Öte yandan akla, mantığa, insancıl değerlere dayanan; iyiliği, doğruluğu, hoşgörüyü temel alan bu yeni din Budist, Manihaist, Hıristiyan Türklerin yapısına, değer yargılarına daha uygun düşmüştür. Bununla birlikte, Türklerin bu dini seçmeleri epeyce zaman almıştır.
Büyük bir topluluk olarak İslâmiyet’in Türkler tarafından kabul ediliş yılını bilginler 960 olarak verirler. Bu tarihte 200.000 çadır halk Maveraünnehir’de toptan Müslüman olmuştur. A. İnan ise, 920’de Orta Tiyanşan’da Karahanlılar’ın İslâmiyet’i kabul ettiklerini, 940-950 arasında da bu dinin Ural ve Sibirya’ya doğru yayıldığını söyler.

Buhara, Semerkant, Kâşgar, Herat gibi çeşitli dinlerin bir arada yaşadığı şehirlerde açılan medreseler, İslâmî bilgiler öğretmeye başlamışlardır. İslâmî bilimlerin okutulduğu bu medreselerde Farabî, Zemahşerî gibi pek çok ünlü Türk bilgini yetişmiştir.

Öte yandan Kur’an bu dönemde dili açısından Türkler ve Farslar için yeterince aydınlatıcı değildi. Önce Farslar (961- 976), daha sonra Türkler Kur’an’ı kendi dillerine çevirmeye, içeriği hakkında daha geniş bilgi edinmeye koyulmuşlardır. Bu çeviriler meal ve tefsir kitapları olarak ortaya konmuş, ilk çevirileri yenileri izlemiş, daha sonraları Kur’an bilgilerini içeren, onları yorumlayan başka İslâmî eserler de yazılmıştır.

Devlet ve millet yönetimini işleyen Kutadgu Bilig (1069) bu yeni uygarlık içinde ortaya konmuş ilk büyük İslâmî eserdir. Divanü Lûgati’-t-Türk de bu çağda yazılmış ilk Türk eserlerindendir. Her iki eserde de İslâm dinine övgüler vardır. Kutadgu Bilig’de söze, Tanrı’yı anmayla başlayan Yusuf Has Hacip, katışıksız, arı bir Türkçe ile yalvarışını şu kelimelerle dile getirir: Tengri (Tanrı), ululuk idisi (ululuk, büyüklük, yücelik sahibi), yerni kökni yaratkan (yeryüzünü ve gökyüzünü yaratan), kamug tınlıglarka ruzi bergen (bütün canlılara yiyecek, içecek veren, onların yaşamasını sağlayan), törütken (yaratan, türeten) vb.

Öteki Türkçe eserlerde geçen yazık (günah), yazıklı (günahkâr), yalvaç veya yalavaç, elçi (peygamber, resul) yarlıgamak (mağfiret etmek), yükünmek (secde etmek) vb. saf, öz, arı Türkçe kelimeler dönemin ilgi çekici özelliğidir. Hele, Dede Korkut’ta geçen Tanrı’nın birliğini doğrulamak anlamındaki şahadet sözünün parmak götürmek (parmak kaldırmak) fiiliyle anlatılışı ilgi çekicidir.

Beliren bu ihtiyaçtan dolayı Kur’an’ın daha sonraki yüzyıllar içinde pek çok çevirisi yapılmıştır. Bugün Türk, Rus, Fransız, Alman, İngiliz kütüphane ve müzelerini süsleyen bu eserlerde Türkçe’nin Kur’an dili olarak yansıması birer şaheser olarak nitelendirilebilir.

Marmara Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü öğretim üyelerinden A. Topaloğlu’nun Kültür Bakanlığınca yayımlanmış olan doçentlik tezinde, söz konusu XV. yüzyıla ait Kur’an tercümesinde yüzde yetmiş oranında Türkçe kökenli kelime kullanıldığına işaret edilir.

Anlaşmanın, yararlanmanın öngörüldüğü ve bu sebeple sade ve arı bir Türkçe ile ortaya konmuş bu tür eserler son yüzyıla gelince özelliğini yitirmiş, yabancı kökenli dinî terimler giderek ağırlık kazanmıştır. Cumhuriyet döneminde bazı meal ve tefsir kitaplarının Türkçe kelimelerle ifade edilmesi gündeme gelmişse de bu eski geleneğe bağlı olarak, doğu kökenli kelimeler, tamlamalar ve dinî terimlerle tefsir kitapları yazmaktan, Kur’an çevirileri ortaya koymaktan, İ. H. Baltacıoğlu’nun çalışması dışında, pek vazgeçilememiştir. Esbab-ı nüzul (indirilme sebepleri), müşrikler (ortak koşanlar), rahman ve rahim (bağışlayan, esirgeyen, bağışlayıcı, esirgeyici) vb. sözlerle yazılmış meal ve tefsir kitapları, Kur’an’dan yararlanmayı engeller. Okullarda Arapça ve Farsça’nın okutulmadığı Cumhuriyet çağında, söz konusu kelime ve terimler Kur’an’ın özünü, temel düşüncelerini öğrenmeyi zorlaştırdığı bir gerçektir. Bu şartlar altında Türkçe’ye önem vermek, Türkçe ifade etmeye gayret etmek, başvurulacak tek yoldur. Pek çok kimse, camide hocanın dile getirdiği konular içinde sık sık da Arap aksanıyla geçen yüzlerce soyut kelimenin ne anlama geldiğini bilememektedir.

Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar, ibadetin yapıldığı camilerde, mescitlerde genellikle Arapça hâkimdir. Hutbede bile, verilen bilgiler Arapça’dır. Türkçe ifadeler içinde ise sözlerin çoğunu Arapça ve Farsça kökenli terimler oluşturmaktadır.

Bütün Türk toplumunca bu durum açıkça görülmesine rağmen herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Bu konuda yazılıp çizilenler uygulamaya konulamamıştır. Bu durumu yakından gören M. Kemal Atatürk, o yıllarda düşüncelerini ortaya koyacak zamanı ve yeri kollamaktadır. Bir hareket adamı olan Atatürk, o güne kadar cesaretle uygulamaya konamayan ancak sözde kalan bu önemli konuyu, Balıkesir’deki ünlü konuşmasıyla ele alır. İslâm dininin esaslarını ana dilinde ifade etmenin kapılarını açar. Hutbelerin Türkçe verilmesi, ezanın Türkçe okunması bu yoldaki önemli adımlar olmuştur.

Atatürk’ün bu konuşmasını, tam olarak kendi dilinden eski yazılı asıl metnine dayanarak aşağıda veriyoruz. Bugün için eskimiş bazı kelimeler Atatürk’ün bu nutkundan yararlanmayı zorlaştırabilir. Bu sebeple karşı sayfada bugünkü dille metnin bir aktarması yapılmaya çalışılmıştır.

Atatürk’ün Balıkesir’de (Zağanos Paşa* Camii) yaptığı konuşma Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri adlı kitapta da yer almıştır. Fakat buradaki konuşma asıl metnin çok kısa bir bölümüdür. Dayandığı kaynağın sayfa numarası yanlıştır. Türkçeleştirelim derken eleştirilebilir bazı kişisel müdahaleler yapılmıştır. Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri’ni esas alanlar da kendilerine göre bazı düzeltmelere gitmiş, bu arada bazı hatalar yapmışlardır. Eski yazısından yeni harflere aktaranlarda da çeşitli hatalar ve kişisel müdahaleler vardır. Bunların neler olduğu üzerinde durmak isteyenler aşağıdaki metinle yayımlanmış diğer metinleri karşılaştırabilirler.

Eski harflerle 1339 (1923)’da yayımlanmış olan bu metin, Atatürk’ün diğer konuşmalarıyla bir arada Ankara’da basılmıştır.

KAYNAK : Prof. Dr. Hamza ZÜLFİKAR
kahhro Çevrimdışı
İP: 88.255.1.45  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla

Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:45 .


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577