
Üyelik tarihi: Jun 2008
--->: İslam'da toplum düzeni Durum böyle olunca doğal olarak, Müslümanlardan bir cemaatın bu fikirlere karşı mücadele vermek için harekete geçmesi gerekecekti.
Halkı Müslüman olan ülkelerde çeşitli cemaatların bu görüşlere karşı mücadele vermeleri kesin ve gerekli olan bir şeydi.
Bu amaçla Müslüman kadının toplumdaki şeref ve ahlakını korumanın farz olduğunu söyleyen bir veya birkaç cemaat ortaya çıktı.
Fakat bu cemaatlar, İslâm nizamlarını ve şer'i hükümleri gereği kadar bilmeden, anlamadan mücadele verdiler.
Bunlar bu mücadelelerini verirken İslâmî akidenin tek esas, şer'i hükümlerin de tek ölçü olarak kabul edilmesi idraki yerine aklı,
araştırmalarına esas kabul ettiler.
Maslahatı akla göre belirlediler.
Çeşitli görüşleri benimsemede ve eşyalar hakkında bir hükme varmada aklı tek ölçü olarak aldılar.
İnsanları örf ve adetleri muhafazaya ve ahlaka sarılmaya davet ettiler.
Böylece kadının örtüsü konusunda delile dayanmaksızın körü körüne taassuba daldılar ve kadına fazlasıyla baskı yapılması evinden dışarı çıkmasına ve herhangi bir ihtiyacını gidermesine ya da işlerini bizzat kendisinin yürütmesine izin verilmemesi gerektiğini söylediler.
Son dönem İslâm alimleri ve fakihler kadına beş çeşit örtünme statüsü getirdiler:
1- Namazda örtünmesi gerekli yerler,
2- Mahrem erkeklerin yanında örtünmesi gerekli yerler,
3- Yabancı (namahrem) erkeklerin yanında örtünmesi gerekli yerler,
4- Müslüman kadınların yanında örtünmesi gerekli yerler,
5- Kafir kadınların yanında örtünmesi gerekli yerler.
Bu sınıflama sonucunda doğal olarak da kadının kendi dışındakileri görmesine veya herhangi birinin kadını görmesine mani olan mutlak bir örtüye davet ettiler.
Kadının, hayatla ilgili işlerini yapmasının engellenmesi gerektiğini söyledikleri gibi;
sosyal,
ekonomi,
yargı ve siyaset sahasında kadının görüş sahibi olmasının, seçme ve seçilme hakkını kullanmasının engellenmesi gerektiğini de söylediler.
Kadınlarla hayat arasında duvar ördüler.
Hatta, Allah (c.c.)'ın bazı ayetlerinin kadınlara değil, erkeklere hitap ettiğini, kadınları muhatap almadığını söylediler.
Biat sırasında kadınların Peygamber (s.a.v.) ile musafahalarını anlatan hadisi tevil ettikleri gibi, kadınların mahrem yerleri ile ilgili hadisleri ve Rasul (s.a.v.)'in hayatta iken kadınlarla ilgili muamelesini anlatan hadisleri, şer'i hükümlerin gösterdiği şeklin dışında kendi istedikleri biçime uyacak şekilde tevil ettiler. |