
Üyelik tarihi: Jun 2008
--->: Tevhid ne demektir? E-Le(Li)-He fiilinden gelen ilah;
kulluk etmek,
yöneltmek,
yönetmek,
hareket tarzı ve davranış biçimi tayin etmek,
kurallar koymak gibi anlamları içerir.
Dolayısıyla ilah,
insan bireyinin ve toplumunun hayat tarzını, hareket biçimini belirleyen, yönetip kontrol edendir.
Rasullulah’ın tebliğ ettiği davanın Mekke müşrikleri için büyük bir problem olduğu açıktır. Çünkü, "La İlahe İllallah" çağrısını işittikleri zaman, bu sözle ilahlığın sadece Allah'a ait olduğunun ilanını görüyorlardı. Bu ilanın ise bireysel yaşantıdan sosyal hayata ve inanç esaslarına kadar insanı ilgilendiren bütün alanlarda statükodan oldukça farklı, yepyeni bir yapıyı önerdiğini anlıyorlardı. Bu nedenle "La İlahe İllallah" çağrısının statükoyu tamamıyla değiştireceğini anlayan Mekke ileri gelenleri, haksız menfaatlerinin devamı açısından tepkide bulunmayı zorunlu bulurlar. Her yeni gelen ayetle de korktuklarının başlarına geldiğini açıkça görür ve tepkilerini de buna bağlı olarak artırdıkça artırırlar. Ayetlerde açıklandığı şekliyle Allah; Meliku'n-nas (insanların hükümdarı), din gününün sahibi, hakiki hükümdar, her türlü eksikliklerden uzak hükümdar, sûr'a üflenecek günün hakimi, ahiretin hakimidir. Bunlar şunu ifade etmektedir; Allah'ın razı olduğu tek din olan İslâm, bireysel ve toplumsal bütün alanları kapsayan bir hukuk sistemidir. Bu hukukun kaynağı ise sadece Allah'tır. Allah'ın hukuku (hükmü) dışındaki hukuklar ise Allah'tan olmadığı için meşru değildir. Dolayısıyla o meşru olmayan hukukları uygulayan yöneticiler de meşru değildir. Diğer bir ifadeyle din ve şeriat koymak, çıkışı ve uygulanışı ile nehiyde bulunmak uluhiyet sıfatlarından olup, bu sıfatta sadece Allah'a ait olduğu için Allah’tan gelen sosyal, siyasi, ekonomik vs. sistemi meşru, onun dışındakiler ise zulmün tezahürleri olan cahiliye sistemleridir. Bütün cahili sistemler ise yok olmaya mahkumdur.
Mekke müşriklerinin "La İlahe İllallah" çağrısı üzerine tepkide bulunmaları sadece ilah kavramı çerçevesinde de kalmıyordu. Onlar çok iyi biliyorlardı ki, ilah kavramı rabb ve melik kavramlarını da içermektedir. Yani ilah olan aynı zamanda rabb ve meliktir de. "La İlahe İllallah" çağrısı ile de ilahlığın (uluhiyetin) yanı sıra rabb'lık (rububiyet) ve melik'lik (mülûkiyyet) sıfatlarının da insanlara değil, sadece Allah'a ait kılındığı açıkça anlaşılıyordu. Bu durum müşriklerin kin ve baskılarını daha da artırır. Zira müşrikler, "La İlahe İllallah" çağrısı ile sosyal statü ve yetkilerinin meşru olmadığının ilan edildiğini, bu statü ve yetkilerinin tamamıyla ellerinden alınacağını iyice anlarlar. Çünkü, ilah kavramına göre daha özel anlamlar içeren rabb'ın, bu durumu açıkça ifade ettiğini görüyorlardı. |