
Üyelik tarihi: Jun 2008
--->: Tevhid ne demektir? Rasulullah (sav)'in Mekkelilerden, "La İlahe İllallah" çağrısını kabul edenlere o günün iki süper devleti olan Doğu Roma (Bizans) ve Fars hazinelerini vaad etmesi de, ilgili sözün Allah'tan başka ilah/yaratan olmadığı anlamının çok dışında şeyleri ifade ettiğini açıkça göstermektedir. Rasulullah (sav) kavmine şöyle seslenir; "Ey Kureyş cemaati! Bana itaat edin ki kıyamete kadar bütün insanlar da sizin ardınızdan yürüsün" ve "Benimle birlikte "La İlahe İllallah" deyiniz. Bütün Araplar size boyun eğeceği gibi, Arap olmayanlar da size cizye ödeyecektir. Allah'a yemin ederim, Kisra'nın ve Kayser'in hazinelerini Allah yolunda harcayacaksınız." Burada düşünmek gerek. Eğer "La İlahe İllallah" bütün putları reddedip ilah/yaratan olarak sadece Allah'a inanmak anlamına gelmiş olsaydı, müşrikler yurtlarından atılmaktan niçin korkma gereği duysunlar? Yaratan olarak Allah'a inanmanın Doğu Roma ve Fars hazinelerine sahip olmakla ne ilgisi vardı? Akabe'de "La İlahe İllallah"ı kabul ettiklerini bildirip Rasulullah (sav)'i himayelerine aldıklarını açıklayan Medineli gençlerin bu tavırları bizzat kendileri tarafından "dünyaya meydan okumak" olarak izah ediliyordu. "La İlahe İllallah"ı söyleyip, küçük bir şehir devletinin dışladığı bir insanı yanlarına almanın dünyaya meydan okumakla ne ilgisi vardı? Örnekleri daha da çoğaltmak mümkün ve bütün bunlar "La İlahe İllallah"ın sadece bir yaratan bulunduğu anlamının dışında başka anlamlar taşıdığının önemli ipuçlarıdır. Peki, nedir bunlar?
Ebu Cehil, Rasulullah (sav)'in getirdiklerini kabul ettiği taktirde bazı yetkilerini kaybedeceği korkusunu açıkça ifade ettiği gibi; "Ben senin bu dinini kabul edip, sana tabi olur ve Yaratan seni muhaliflerine üstün kılarsa sen öldükten sonra hakimiyet bize kalır mı?" diyenler de eksik değildi. Onlar bu söz ve teklifleriyle Rasulullah (sav)'e düşmanlıklarının asıl nedenini göstermektedirler. Yani sosyal, siyasi, ekonomik, hukuki konularda yetkilerinin "La İlahe İllallah" çağrısı ile sona erdirilmek istendiği ve bunu kabul edemeyeceklerini bildirmiş olurlar. Kur-an'dan öğreniyoruz ki, söz konusu tavırlar ve sözler, önceki peygamberlerin kavimleri tarafından da ifade edilmiştir. Örneğin, Medyen halkı; "La İlahe İllallah" çağrısına uydukları taktirde siyasi ve ekonomik yetkilerini kaybetmekten korkmuşlardır. Firavun da siyasi, askeri dolayısıyla ekonomik gücünün kaybolacağını düşünmüştür. Bundan dolayı Hz. Musa (as)'a; "Sen bizi büyünle yurdumuzdan çıkarasın diye mi geldin ey Musa?" demekten kendisini alamaz. |