[Üye Olmayanlar Linkleri Göremezler Üye Olmak İçin Tıklayınız...]
* Hangi ülkede yaşıyoruz ?
* Şuan geçerli olan rejim nedir ?
* Onlar mı azınlık, biz mi ?
* Türkiye 'de kurtarılmış yada kuşatılmış bölgeler, şehirler, semtler, mahalleler var mıdır ?
* Eğer varsa, kimler ve hangi grupların elindedir ?
* Burası Türkiye... Burası İstanbul...
* Ve bu insanlar, sakallarıyla, sarıklarıyla, cübbeleriyle ve kara çarşaflarıyla yaşıyorlar. Kadınlar kara çarşafsız, erkekler sakalsız ve cübbesiz dolaşamıyor.. Daha reşit olmamış çocuklar bile, cübbe ile dolaşıyor, dolaşmak zorunda.. Çarşamba tecrid edilmiş bir yer. Ama kendi kendilerine, kendilerini bir anlamda soyutlamışlar. Buraya giriş-çıkış serbest, basında giriyor ama kadınların çarşaflı resimleri çekmek yasak. Tesbit edildiğinde, kameranız kırılır ve dövülürsünüz...
Bu kurtarılmış yada kuşatılmış bölgelerde yaşayanlar, kendi yaşam stillerini, kendi kanunlarını, kendi inançlarını, eğitimlerini vs kendileri belirliyorlarsa eğer ;
* Birileri yada mevcut Türkiye anayasası bunlara neden DUR diyemedi ve diyemiyor.. ?
* Bu ve bunun gibi yerlerde yaşayanlar, kendi örgüt sistemlerini kendileri kurmuşlar ve kendileri diğer yaşam şekillerinden soyutlamışlar. Sözde pür dini sistemle yönetilen bir kadro kurmuşlar. Bu sistemde net bir sistem karşıtlığı, Atatürk düşmenlığı, laiklik ve modernlik karşıtlığı yaşanıyor ve göze batıyor. Ne yasalar bunlara birşeyler yapabiliyor, ne asker, ne polis ne yönetim !
*Aslında şuanki mevcut siyasi yönetimi bunlardan ayırmak lazım. Çünki siyasi erkleri ile, bunlara çanak tutanlar onlar değil mi ? Gittikleri her yerde, mescitleri, türbeleri, şeyhleri ziyaret eden, göstere göstere siyasi kadroları, dinci kadrolara dönüştüren, laik düzeni yıkıp yerine islam devleti kurmayı şaadet eden bunlar değilmiydi.
* Ve bunlar değilmiydi geçmişte, sakallı, cübbeli zatların dizlerin dibinde oturup, nasihat dinleyen, ders alan, iman eyleyenler ?
* Hocaların, hazıcların, cübbelilerin, sarıklıların rahlei tedrisinde bulunanlar bunlar değilmiydi ?
* Bu resimde gördüğünüz yer, ne İran, ne Afganistan, ne Cezayir, ne Arabistan, ne de dünyanın başka geri kalmış ülkesi ? Burası Türkiye... Burası dünyanın en gözde şehirlerinden biri olan İstanbul.... Burası namıyla muktedir Çarşamba...
* Çarşamba, herkesce malum, günlerdir ekranlara geliyor, gazeteler sür manşet haber geçiyor.. Ama acaba malum cinayetler işlenmeseydi, ülke buradan haberdar olacakmıydı ? HAYIR...
*Çarşambanın bu hali yeni değil ki ? yıllar öncesinden biliniyor buranın hali ? Bu cübbeli, sarıklı, sakallı, kara çarşaflı insanlar, tam bir rejim karşıtı gibi yaşıyorlar.. Kendi alışveriş merkezleri var, dışarıdan alışveriş yapmıyorlar, kendi lokantaları, kendi okulları ve camileri var. Kendi eğitim sistemleri kendileribelirliyorlar. Medrese eğitimi veriliyor. Bu arada rejim karşıtlığı nasıl olunur, o da öğretiliyor. Rejim karşıtlığı nedir ? Atatürk karşıtlığı, Cumhuriyet ve Türk ordusu karşıtlığı...
* Bu kadar salıverişlilik olunca, istedikleri gibi at koşturuyorlar, hatta kendilerine has, mafya sistemlerini bile kurmuşlar, bazı yerleri haraca bağlamışlar.. Kimseden korkuları yok, belirli zamanlarda, barları, pavyonları, birahanelere dalıp, ellerindeki kuranlarla propaganda yapan sarıklı, sakallı ve cübbeli insanlar İstanbul sokaklarında dolaşıyor. Kendilerince, insanları doğru yola çağırıyorlar...
* Hatta bazı insanları, kendi medreselerinde, camilerinde zoraki " rahlei tedrisde " bulunmaya zorluyorlar, dövülüyorlar...
Bu uzun zamandır vardı ama yalnızca enteresan bir cinayetle Türkiye gündemine oturdu. Ya cinayet olmasaydı ? Ne olacaktı ? İstanbul Çarşamba, kara çarşamba olmaya devam edecekti...