1981-1982 sezonundan bir sevinç gösterisi

Alpaslan Eratlı kupa alırken

1982 Türkiye Kupası'nı alırken

1980'lerin sonları - Amigo Kemik

Fenerbahçeli kaleciler

4 Mart 1989: 5-1'lik Fenerbahçe - Trabzon maçı

1988-1989 sezonu açılışı

1988-1989 sezonu

1988-1989 sezonundan bir gol sevinci

1988-1989 sezonu, Tony Schumacher ve Müjdat Yetkiner

1988-1989 sezonu şampiyonu

1988-1989 sezonu şampiyonu

25 Nisan 1971'de İnönü Stadı'nda, Ziya Şengül ve Kamran, F.Almanya maçında ünlü Heynckes ve Overath ile mücadelede

Cemil Turan kupa alırken

1973-1974 sezonunda şampiyonluk turu atarken

Waldir Pereira Didi (1972-1975)

Waldir Pereira Didi (1972-1975)

Waldir Pereira Didi (1972-1975)

Waldir Pereira Didi (1972-1975)

Raşit Çetiner, Onur Kayador, Alpaslan Eratlı, Cem Pamiroğlu, Erol Togay 1970'lerin sonlarında gol sevincinde

1977-1978 sezonunda Engin Verel, Cem Pamiroğlu, Cemil Turan, Tomislav Kaleperovic'i omuzlarına alırken

1979-1980 sezonunda Selçuk Yula'nın Göztepe maçında attığı gol (23 Eylül 1979)

Mircea Lucescu - Fenerbahçe ilişkisi

Mircea Lucescu - Fenerbahçe ilişkisi

Mircea Lucescu - Fenerbahçe ilişkisi

1940 Balkan şampiyonasında 4x100 yarışında bayrağı en son alan atletimiz aynı zamanda futbolcumuz Melih Kotanca olağanüstü finişle Türkiye'yi Balkan Şampiyonu yaparken.

Kupa 2 - 1940'lar

Şükrü Saraçoğlu

Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı 13 Şubat 1949

1932'de kulüpte olan büyük yangın sonrası

1932'de kulüpte olan büyük yangın sonrası

1932'de kulüpte olan büyük yangın ile ilgili Olimpiyat Mecmuasi - 11 Haziran 1932

Fenerbahçe Stadı 1933

Fenerbahçe Stadı 1933
Fenerbahçe ile Galatasaray arasında tüm dostluğu bitiren 23 Şubat 1934'teki ünlü kavga KAVGANIN NEDENI Fenerbahçe - Galatasaray beraberliği çok eski yıllara dayanır. 1911'de Galatasaray, ilk Avrupa turnesine çıkarken, Fenerbahçe'den
Galip ve
Bekir ile takviye lüzumunu hissediyordu. 1921'deki 2. Avrupa gezisinde ise, Fenerbahçe'den şu oyuncuları alıyordu:
Nedim Kaleci, Cafer Çağatay, Galip Kulaksızoğlu, [Üye Olmayanlar Linkleri Göremezler Üye Olmak İçin Tıklayınız...], Bekir Refet.
Bu dostluk ve beraberlik, 1934 yılına devam etti. İki kulüp, getirdikleri yabancı takımlarla birer defa karşılaştıktan sonra, 3. maça Fenerbahçe - Galatasaray karması halinde çıkarlardı. Giydikleri forma ise, ortası sarı, bir yanı lacivert, diğer yanı kırmızı olmak üzere 3 renkten oluşuyordu.
Slavia, 1927 yılında İstanbul'a 2.kez geldi. İlk maçında Fenerbahçe'ye
Bekir'in attığı kafa golü ile 1-0 yenildi. İkinci karşılaşmada Slavia'nın karşısına Fenerbahçe - Galatasaray karması çıktı.
Alaattin Baydar bu maçı bir anısına şöyle anlatır:
"Çekoslavakya'nın ünlü Slavia takımının İstanbul'a ikinci gelişiydi. Zamanın Slavia'sı, bugünün Real Madrid'i gibi bir şeydi. İlk maçta Fenerbahçe, Slavia'yı 1-0 yenmişti. İkinci maçta Slavia'nın karşısına Fenerbahçe - Galatasaray karması çıktık. Forvette bir Galatasaraylı, dört Fenerbahçeli vardı: Leblebi Mehmet, ben, Zeki, Bekir, Bedri. Oyunun ikinci yarısında rakip haf hattından kaptığım topla önce sol haf Ploder'i, sonra da üzerime gelen solbek Nietel'i çalımlayarak topu kaleci Chane'nin sağından kaleye yolladım. Kale ağları zayıf veya delik olmalı ki, top ağlardan dışarı kale arkasındaki duvara vurdu. Chane koştu, topu aldı ve aut atışına hazırlanırken, hakem santrayı gösteriyordu. O anda sanki yer yerinden oynuyordu. Seyircilerin büyük tezahüratını hala duyar gibiyim."
Karma takım maçları, bir taraftan Fenerbahçe - Galatasaray dostluğunu pekiştirirken, diğer taraftan da Türk futbolunun gelişmesini sağlıyordu. Karma takımlarda daha çok Fenerbahçe - Galatasaray ile eşleşirdi. Nedense Beşiktaş bir kenara itilir, gelenek haline gelen bu birleşme sürdürülürdü. Bu maçlara seyirci büyük ilgi gösterirdi. 7 - 8 bin kişiden elde edilen gelirle hem misafir takımın masrafları karşılanır, hem de taraflar memnun edilirdi.
Bu birleşme, bu yakınlık, maalesef 1934 Şubat'ında oynanan ve üzücü olaylar yüzünden yarıda kalan kavgalı maç ile son buldu.
KAVGALI MAÇ
23 Şubat 1934... Günlerden cuma... Taksim Stadı'nda yapılan ve
"kavgalı maç" olarak spor tarihine geçen Fenerbahçe - Galatasaray karşılaşmasında beklenmeyen olaylar patlak verdi. Maç yağışlı bir havada ve çamurlu sahada oynandı. Taraflar oyuna çok iddialı başladı. Gerçekten iki taraf arasındaki ezeli rekabet gereği de buydu. Seyirci tribünleri tıklım tıklım doldurmuş, heyecan son haddini bulmuştu.
Hakem
Nuri Bosut'un yönetiminde takımlar sahada şu kadrolarıyla yer aldılar:
Fenerbahçe: Hüsamettin Böke - Yaşar Alp - Fazıl Arzık - M.Reşat Nayır - Esat Kaner - Cevat Seyit - Süleyman Tekil - Muzaffer Çizer - [Üye Olmayanlar Linkleri Göremezler Üye Olmak İçin Tıklayınız...] - [Üye Olmayanlar Linkleri Göremezler Üye Olmak İçin Tıklayınız...] - Lebip Elmas.
Galatasaray: Avni Kurgan - Lütfü Aksoy - Tevfik - Kadri Dağ - Nihat Bekdik - İbrahim Tusder - Necdet Cici - Muslih Peykoğlu - Rasih Minkari - Fazıl Özkaptan - Danyal Vuran.
İki takımın normalin çok üstünde olan kazanma çabaları, oyunun daha başında, çok sert gidişine neden oldu. İlk dakikalarda başgösteren sert hareketleri önleyebilmek, hakem için çok güç hale geldi. Karşılıklı fauller ouyunu sık sık duraklatırken, hekemin ihtarları da etkisiz olmaya başladı. Ve bundan sonra da olan oldu. Sahadaki itiş kakış, tribünlere sıçramada gecikmedi. Yer yer olaylar başgösterdi. Sahanın hali ise bambaşkaydı. Oyuncular birbirine girdi, saha bir anda harp meydanına döndü. Bu durumda hakemin yapacağı tek şey maçı tatil etmekti. O da onu yaptı.
İki dost kulübün, kurulduklarından bu yana sürdürdükleri centilmenlik havası burada noktalanıyordu. Halbuki bu iki takım, bundan önce yaptıkları maçlarda ne kadar dostane çizgiler çizerler, kardeşlik görüntüleri sergilerlerdi. Rekabet yine vardı, mücadele yine vardı, ama dövüşme yoktu. Nasıl olabilirdi ki, Fenerbahçe, Taksim Stadı'ndaki maçlarda, Galatasaray Kulübü'nde soyunur; Galatasaray, Kadıköy'e geçtiği vakit Fenerbahçe tarafından misafir edilirdi.
İki kulübün beraberliği bu maçla noktalanırken bu maçla noktalanırken, spor toplumunun merakı, futbol heyetinin vereceği karardaydı. Ve Mıntaka Futbol Heyeti, maçtan sonra hemen toplanacak ve kararını verecekti. Ne var ki, verilen kararla yaşın yanında kuru da yanacak ve karakuşi bir hükümle masum futbolcular da cezaya çarptırılacaktı.
Ertesi gün gazetelerde şu duyuru yayımlandı.
"Cuma günü Taksim Stadı'nda yapılan Galatasaray - Fenerbahçe maçındaki dövüşme hadisesine vaziyet eden Mıntaka Futbol Heyeti, gece geç vakte kadar meseleyi tetkik etmiş ve 17 futbolcunun cezalandırılmalarına karar vermiştir.
Olayda en ziyade kabahatli görünen Fenerbahçe kalecisi Hüsamettin'e müebbet boykot, Fenerbahçe'den Fikret, Galatasaray'dan Tevfik Beylere 6'şar ay boykot, hadiseye iştirak ettikleri heyetçe tespit olunan, Fenerli Yaşar, Cevat, Esat, Reşat, Süleyman, Muzaffer ve Lebip Beylerle, Galatasaray'dan, Avni, Nihat, Kadri, Lütfü, Necdet ve Fazıl Beylere ikişer ay boykot cezası verilmiştir."
Görüldüğü üzere, iki takımın da büyük kısmı cezaya çarptırılmıştır.Ancak, iki takımın da büyük kısmı cezaya çarptırılmıştır. Ancak, itiraf etmek gerekir ki, olayla ilgilenen heyet, teşhisinde öylesine yanılmıştır ki, olayla hiç ilgilenmeyen oyunculara da ceza verilmiştir. Böylece gelişigüzel verilen karar, Fenerbahçe'yi, 9, Galatasaray'ı 8 oyuncusundan yoksun etmiştir. Bu suretle avantajlı duruma geçen Beşiktaş şampiyon olmuştur.
O günlerde 5 takımla futbolcu imalathanesi gibi çalışan Fenerbahçe, cezalıların yerlerine gençleri koymakta gecikmedi ve dönem sonunda lig ikincisi oldu.